Denizlerin sultanı: Barbaros Hayreddin Paşa
Barbaros Hayrettin Paşa bizim gönlümüzde ölmedi,
bilinsin ki haçlı donanmasını hâlâ parmağıyla işaret etmekte,
denizin dibine indirmek için tetikte beklemektedir.
Barbaros Hayreddin Paşa'nın hikâyesi, Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de fethettiği Midilli adasında başlar. Babası Yakup Ağa, bir Osmanlı sipahisidir ve fetihten sonra adaya yerleştirilen Türk gazilerindendir. Yakup Ağa'nın dört oğlu olur: İshak, Oruç, Hızır ve İlyas. Hayreddin lakabını bizzat Yavuz Sultan Selim’den alacak olan Hızır Reis, ağabeyi Oruç Reis ile denizciliğe adım atar.
Kardeşlerin en büyük başarısı, Kuzey Afrika topraklarında bir Türk vatanı inşa etmektir. 1516 yılında İspanyol boyunduruğundan kurtulmak isteyen Cezayir halkının daveti üzerine şehre giren Oruç Reis, burada kendi bağımsız yönetimini kurmuştur.
Oruç Reis’in 1518 yılında Tlemsen savunması sırasında şehit düşmesi, Türk dünyası için büyük bir acı olsa da, kardeşi Hızır Reis’in bu bayrağı devralmasıyla yeni bir dönem başlamıştır. Hayreddin Reis, bir devlet adamı öngörüsüyle, Cezayir’in tek başına Avrupa’nın devasa güçlerine karşı duramayacağını anlamıştır. Bu noktada, Türklüğün temel taşı olan "Birlik" ilkesini işleterek, Yavuz Sultan Selim Han’a bir heyet göndermiş ve topraklarının Osmanlı hakimiyetine kabulünü talep etmiştir. Bu adım, Akdeniz’deki Türk varlığını bir imparatorluk çatısı altında birleştiren tarihi bir kırılma noktasıdır. Yavuz Sultan Selim bu teklifi büyük bir memnuniyetle kabul ederek Hayreddin Reis’e "Paşa" ve "Beylerbeyi" unvanlarını vermiş, Cezayir’i Osmanlı’nın bir eyaleti haline getirmiştir.
Barbaros Hayreddin Paşa’nın 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından İstanbul’a davet edilmesi, dünya denizcilik tarihinin akışını değiştiren en önemli olaylardan biridir. Paşa, İstanbul’a gelince sadece bir amiral olarak değil, donanmanın kurucusu ve ıslahatçısı olarak görevlendirilmiştir. O güne kadar "Gelibolu Sancakbeyi" statüsünde olan donanma komutanlığı, Barbaros’un........
