menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azerbaycan Salonda Kaldı, Tarih Sosyal Medyaya Düştü

19 0
30.09.2026

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kürsüye çıktığı an, yalnızca diplomasi koridorlarında değil, sosyal medyada da büyük bir tartışma yarattı. Türkiye’nin öncülüğünde çok sayıda ülke temsilcisinin salonu terk etmesine karşılık Azerbaycan heyetinin salonda kalması, kısa sürede “Azerbaycan bizi sattı”, “Kardeş değiliz” gibi sloganlara dönüştü.

Ardından Karabağ’dan Filistin’e, 1920’lerden Bursa’daki maç krizlerine kadar ne kadar eski defter varsa açıldı. Sanki iki ülkenin bütün tarihi, BM salonundaki birkaç dakikalık görüntü üzerinden yeniden yazılacaktı.

Peki gerçekten öyle mi?

“1920’de bizi sattınız” veya “Azerbaycan Filistin yüzünden Türkiye’ye sırt döndü” gibi ifadeler, farklı dönemleri ve farklı şartları tek bir hikâyeye sıkıştırıyor.

1918’de Azerbaycan bağımsızlığını ilan ettiğinde Bakü tehlike altındaydı. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan kuvvetleriyle birlikte Bakü’nün kurtarılması için savaştı. 15 Eylül 1918’de Bakü’nün alınması, iki halkın hafızasında önemli bir dayanışma olarak yer etti.

İki yıl sonra şartlar değişti. 1920’de Osmanlı Devleti dağılma sürecindeydi, İstanbul işgal altındaydı ve Ankara’daki Millî Mücadele henüz kendi varlığını kurmaya çalışıyordu. Aynı yıl Azerbaycan Halk Cumhuriyeti de Sovyet hâkimiyeti altına girdi.

Dolayısıyla 1920’yi bugünkü Türkiye ile bugünkü Azerbaycan arasında yaşanmış basit bir “ihanet” hikâyesi olarak anlatmak, dönemin gerçekliğini fazlasıyla basitleştirmektir.

Üstelik tarih burada da........

© Toplumsal