KADIN ŞİDDETİN TAM MERKEZİYKEN, DENGEDE HİÇ Mİ PAYI YOK?
"Sert, Tarafsız ve Rahatsız Edici Bir Gerçeklik Okuması"
Toplum olarak şiddeti hep tek bir fail üzerinden okumaya alıştık:Erkek.
Oysa hayat bu kadar basit değil. Şiddet ne tek bir öfkenin ürünü ne de tek bir mağduriyetin hikâyesi.
Bu memlekette kadın da erkek de, dinin, geleneğin,modernizmin,kapitalizmin ve hukukun arasında sıkışmış durumdadır.
Herkes kendi öğrendiği rolü oynuyor; kimse sistemin büyük resmini sorgulamıyor.
Peki bu resimde kadın gerçekten tamamen masum mu?Çoğunlukla evet. Ama yüzde yüz mü? Hayır.
Tarafsız olmak bunu söylemeyi gerektirir.
Kadına yönelen şiddetin hiçbir meşruiyeti yoktur.
Ancak şiddetin neden ve nasıl büyüdüğünü konuşacaksak, kadın ve erkeğin davranış kalıplarını, sosyal medya bombardımanını, boşanma süreçlerini ve güç savaşlarını birlikte ele almak zorundayız.
Öğrenilmiş Sessizlik: Kadının Farkında Olmadan Kurduğu Zemin
Kadınların önemli bir bölümü kültür tarafından şu cümlelerle büyütüldü:
“Erkek kızar, sus geç.”
“Yuvayı dişi kuş yapar, sabret.”
“Boşanma, ayıp olur.”
Böylece kadın istemeden şiddetin örtülmesine, saklanmasına, normalleşmesine katkı sağlıyor.
Bu katkı bir suç değil, toplumsal öğretinin........
