menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR YUVANIN HAKLARI İMZAYLA ÖLÇÜLEMEZ

4 1
21.12.2025

Bu yazıyı kaleme alırken, doğabilecek tepkilerin ne kadar sert ve acımasız olacağını uzun uzun düşündüm. Fakat şu bir gerçektir ki; kabul edilsin ya da edilmesin, Anadolu’nun birçok bölgesinde birden fazla evlilik vakaları fiilen vardır ve bu sosyolojik gerçek, yasaklarla tamamen ortadan kaldırılabilecek bir olgu değildir. Üstelik, birden fazla evliliği reddeden kimi şahısların perde arkasında “yasak aşk” yaşadığı düşünülürse; konuyu ahlakî, vicdanî ve dinî boyutlarıyla ele almak kaçınılmazdır. Ne yazık ki bugün Türkiye’de birçok İslâmî camia, oluşabilecek olumsuzluklardan çekinerek başını kuma gömmekte; var olan sosyal gerçekliği yok saymaktadır. Kimse bu yapılardan çıkın, birden fazla evliliği teşvik edin demiyor; ancak ilan edilmiş ve aynı çatı altında aile olma iradesine girmiş insanların göz göre göre suç kategorisine itilmesi adil değildir. Bu bağlamda, aşağıdaki yazıyı dikkatle değerlendirmenizi istirham ediyorum.

Bugün Türkiye’de aile hukukunun en kırılgan yarası, gerçek hayatla yasal tanım arasındaki uçurumdur. Bazı bölgelerde onlarca yıldır süren fiilî aile birliktelikleri, ikinci evlilikler, çocuklu ilişkiler; boşanma aşamasında bir anda “zina” suçlamasına dönüşebiliyor. Dün aile kabul edilen bir birliktelik, bugün mahkeme salonunda ahlaksızlık etiketiyle damgalanıyor. Değişen tek şey imzadır.

Soru basit:

Bir imza atılmadı diye bir yuva yok sayılır mı?

Veya:

Bir imza atıldı diye bir aile aniden suçluya dönüşür mü?

Bu durum hem hukukî açıdan tutarsız hem de toplumsal vicdan açısından onur kırıcıdır.

Daha trajik olan ise şudur:

Türkiye’de kadın–erkek ilişkisi fiilen yaşanırken,........

© Tigris Haber