Laiklik: Devletin inancı değil, insanın hakkı
Laiklik üzerine konuşurken çoğu zaman teknik bir kavramdan söz ediyormuşuz gibi davranıyoruz. Oysa laiklik, bir anayasa maddesinden ibaret değildir. Laiklik, insanın onuruyla ilgilidir.
Bir hukukçu olarak biliyorum ki; bir devletin gerçekten adil olup olmadığını anlamak için yasalarına değil, o yasaların kaynağına bakmak gerekir. Eğer hukukun kaynağı ilahi yorumlara dayanıyorsa, o yorumun dışında kalan herkes potansiyel olarak “öteki”dir. Eğer hukukun kaynağı halk iradesi ve eşit yurttaşlık ilkesi ise, işte orada adalet mümkündür.
Laiklik tam da bu noktada devreye girer.
Laiklik, devletin bir inancı olmamasıdır.
Ama daha önemlisi, insanın inancının devlet tarafından belirlenmemesidir.
Çünkü devlet bir inancı dayattığında özgürlük ortadan kalkar. Devlet bir inancı üstün tuttuğunda eşitlik zedelenir. Devlet kutsallaştığında ise eleştiri suç sayılmaya başlanır.
Oysa demokratik hukuk devleti, kutsal değildir; hesap verebilirdir.
Laik hukukta yasa değiştirilebilir.
Laik devlette iktidar sorgulanabilir.
Laik düzende yurttaş, kul değildir.
Avrupa’nın Karanlıktan Çıkışı
Orta Çağ Avrupa’sını düşünelim. Kilisenin siyaset üzerindeki mutlak etkisini… Engizisyon mahkemelerini…
Bilim, dogmaya aykırıysa cezalandırılıyordu. Düşünmek bile........
