menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emniyet’te atamalar öncesi taht kavgası: “Oraya geleceğiz, gereğini yapacağız”

326 0
27.02.2026

Emniyet teşkilatında skandal yaşanmayan gün geçmiyor neredeyse.

Yeni skandal, salı günü patlak verdi.

Skandalın merkezinde, son günlerde adı emniyet kulislerinde Emniyet Genel Müdürü yapılması düşünülen isimlerin başında gelen mevcut Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu’nun özel kalem amiri Başkomiser Mert A. var.

Birazdan okudukça “yok artık bu kadarı da olmaz” diyebileceğiniz olayın karşı tarafında ise, emniyetin en önemli birimlerinden KOM Başkanlığı’ndan beş personel yer aldı.

Detaya girmeden önce küçük hatırlatma yapmak dört gün önce yaşanan olayın anlaşılmasını sağlayacak.

Halen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı koltuğunda oturan Mahmut Çorumlu, önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde KOM Başkanı’ydı. Büyüteç’in takipçileri Çorumlu’yu yakından bilir.

İş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın, yurt dışına firar etmeden iki gün önce İçişleri Bakanlığı’na gelerek makamında Soylu ile görüşmesini organize etmekten tutun da epey ilginç olaylar ve süreçte adı gündemde kaldı.

Çorumlu, sonrasında KOM’dan sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı görevine devam etti. Ancak, Çorumlu’nun kurumsal çalışmalarından memnun olmadığı ifade edilen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, aktif görevden alınıp yine Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olarak daha pasif göreve alınması talimatını verdi.

Çorumlu’nun yerine Genel Müdür Yardımcısı Ali Baştürk getirildi.

Çorumlu, uzunca bir süre KOM Başkanlığı binasındaki makam odasını boşaltmak istemedi.

Fakat sonrasında Yerlikaya’nın ikinci talimatıyla odasını boşaltmak zorunda kaldı. Ve peşinden emniyet kulislerine yansıdığı şekliyle, hem Yerlikaya hem de Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş’a karşı aleni biçimde bayrak açtı.

Bu arada TİP Milletvekili Ahmet Şık, Çorumlu ve halen İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız’ın, FETÖ’nün gizli tanığı Garson’dan elde edilen verilerde, “daha önce derslere gelip gitmiş olanlardan küsüp ayrılarak FETÖ aleyhine çalışan, zarar vermek için konuşan kişileri” tanımlayan DA koduna sahip olduğunu gündeme getirdi. Şık’ın bu açıklamasına İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden herhangi bir yalanlama gelmedi, aksi görüş bildirilmedi.

Şimdilerde ise, önce Yerlikaya’nın değişmesi, ardından da Demirtaş’ın görevden alınması olasılığının gündemde yer tutması, Çorumlu’nun “Emniyet Genel Müdürü olmak istediği” yönündeki kulislerin yoğunlaşmasının önünü açtı.

Yine kulislerde, Çorumlu’nun genel müdür olamasa da daha önce olduğu gibi “güçlü” şekilde görev alabileceği değerlendirmeleri yapılmaya başlandı bir süredir.

Çorumlu’ya yakın kimi üst düzey emniyet yöneticilerinin de genel müdür olması yönünde kulis yaptıkları biliniyor.

“Oraya geleceğiz, gereğini yapacağız”

İşte, sonucunda hem adli hem de idari soruşturma başlatılan olay böylesi bir atmosferde salı günü cereyan etti.

İddiaya göre; Çorumlu’nun özel kalem amiri olduğu ifade edilen ve aynı zamanda görev kadrosu KOM Başkanlığı’nda bulunan Başkomiser Mert A., KOM Başkanlığı’nda görev yapan Komiser Ü.D.G.’yi cep telefonundan aradı.

Komiser Ü.D.G.’nin görev yerinde beraberinde dört meslektaşıyla “günün değerlendirmesini” yaptıkları sırada saat 17.00 sıralarında gelen aramaya genç komiser yanıt verdi.

Aynı zamanda başka bir kente tayini çıkan Komiser Ü.D.G., gelen aramayı yanıtladıktan sonra, “Başkomiserim sizi tanıyamadım, ne dediğinizi anlayamıyorum” dedi ve bu kez telefonun hoparlörünü açtı. Karşı tarafın cümlelerini diğer meslektaşlarına dinletmek zorunda kaldı.

Karşı taraf, “Çorumlu’nun özel kalemi Mert Başkomiser, ben” diyerek başladığı konuşmasında, Ü.D.G.’nin kendisi hakkında konuştuğunu iddia etti. KOM’a gitmeyeceğini, iftardan sonra konum atması halinde buluşma yerine gelerek “hesaplaşacağını” bildirdi.

Komiser Ü.D.G.’nın ısrarlı şekilde kendisini tanımadığını ve konunun ne olduğunu sorması üzerine Başkomiser Mert A. “ben seni dinlemem, sen beni dinleyeceksin” diyerek halen KOM üst yöneticilerinden isim verip, “biz oraya geleceğiz, gereğini yapacağız. Onları tahliye edeceğiz” şeklinde konuştu.

Odada bulunan beş kişinin tanık olduğu telefon görüşmesinin devamında Başkomiser Mert A. bir kez daha “biz zaten oraya geldiğimizde hepinizi oradan tasfiye edeceğiz” dedi.

Bürokratik sistemde cümlenin tercümesini, “Mahmut Çorumlu, yeni Emniyet Genel Müdürü olursa, gerisini siz düşünün” şeklinde okumak yanlış olmayacaktır sanırım.

Telefon görüşmesinin sonlanmasıyla birlikte gelişme, KOM Başkanlığı yönetimine bildirildi.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Çorumlu’nun özel kalem amiri olduğunu belirten kişinin sözleri ile ilgili özel bir tutanak hazırlandı ve tehdit içeren cümlelere tanık olan beş polis tutanağı imzaladı.

Tutanakta, Komiser Ü.D.G.’nin cep telefonunda kayıtlı olmayan bir numaradan arandığı, aramayı yapan kişinin daha önce KOM Başkanlığı’nda görev yapan aynı zamanda Çorumlu’nun özel kalem amirliğini yürüten Başkomiser Mert A. olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı.

Yaşananlar, aynı akşam Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş’a, Cumhurbaşkanlığı’nda katıldığı iftar programı sırasında iletildi.

Demirtaş, konuyla ilgili hazırlanan dosyayı yine aynı gece İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye bizzat aktardı.

Çiftçi’nin “soruşturma açın” talimatıyla beraber Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Başkanlığı, “müfettiş görevlendirilmesi” onayını Teftiş Kurulu Başkanlığı’na ulaştırdı. Böylece süreç müfettiş aracılığıyla soruşturulma aşamasına geçti.

İdari soruşturmanın yanı sıra Komiser Ü.D.G., Ankara Adliyesi’ne suç duyurusunda bulundu.

Aktardığım bu olay, işlerin geldiği boyutu göstermesi bakımından hem vahim hem de üzüntü verici. Emniyet teşkilatı gibi bir kurumda yaşanmaması gereken durum bu.

Ankara’da bürokrasiyi yakından takip edenler, özel kalemlerin makamı temsil ettiğini gayet iyi bilir.

KOM Başkanlığı’nda yaşanan olay aynı zamanda makamın sahibi Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu’yu da sıkıntıya sokacak bu “hassas” atama günlerinde!

Bakan Yardımcıları ve emniyet atamaları

Yukarıda okuduğunuz olayın yaşanmasına neden olan atama beklentileri bilhassa İçişleri Bakanlığı’nda epeyce gündemde.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, dört yardımcısı arasında iş bölümünü yaptı. Süleyman Soylu döneminde kariyeri yükselen Bakan Yardımcısı Ali Çelik, beklendiği üzere Emniyet Genel Müdürlüğü ve Polis Akademisi’nden sorumlu oldu. Bakanlıkta bu mevkiye gelen ilk kadın bürokrat olan Kübra Güran Yiğitbaşı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile her iki kuruma personel yetiştiren akademiden sorumlu.

Bundan sonra jandarma ve sahil güvenlik gibi askeri kökenli iki kolluk gücünün en önünde -valilik görevi hariç- kadın bürokrat göreceğiz. Her iki teşkilata “kadın eli” değecek.

Yeni gelenlerden Mehmet Cangir ise, AFAD, Göç İdaresi, personel gibi bakanlığın öncül birimlerin sorumluluğunu aldı.

Önceki Bakan Ali Yerlikaya ile yaşadığı sıkıntılı süreçten sonra yerinde kalan Bülent Turan; diğer üç bakan yardımcısının görevlerine göre görece daha zayıf birimlere bakacak. Kıdemli bakan yardımcısı olmasına karşın Turan’a bağlanan birimlerin hafif kalması, süreci nasıl etkileyecek göreceğiz.

Bu arada İçişleri Bakanlığı çatısı altındaki en önemli atamalardan birisi hiç kuşkusuz Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yapılacak olanı.

Gazeteci İsmail Saymaz’dan öğrendiğimize göre, bu makama yedi aday var.

Saymaz adayları; TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başdanışmanı ve eski EGM Özel Güvenlik Denetleme Başkanı Suat Çelik, İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürü Aziz Yıldırım, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ömer Urhal ve İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız olarak duyurdu.

Kaldı ki, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olduğu sistemde Selami Yıldız’ın Emniyet Genel Müdürü olma olasılığı yok denecek kadar az.

Öncelikle; Bakan Çiftçi’nin aklında polis kökenli bir Emniyet Genel Müdürü’nün olmadığını belirteyim. “Yukarı”dan talimat olmazsa çok büyük olasılıkla mülki idareli yönetim modeli devam edecek. Dolayısıyla Saymaz’ın saydığı isimlerden beşi otomatik olarak dışarıda kalacak.

Tabloya karşın; bu satırların yazarındaki isim ise çok farklı bir bürokrat. İsmi hiç gündeme gelmedi.

Bu isim halen TBMM Genel Sekreterliği’ni yürüten Hüseyin Kürşat Kırbıyık. Kırbıyık, aynı zamanda mülki idare kökenli.

Yanı sıra, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Bakan Yardımcısı Ali Çelik’e yakın bürokrat. Kırbıyık’ın atanmasına tek engel TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş. TBMM Genel Sekreteri olarak Kırbıyık’ı getiren isim bizzat TBMM Başkanı. Yerine koyacak isim bulunamazsa Kırbıyık TBMM’de kalır. Kırbıyık, TBMM’de kalırsa yerine gelecek isim ise yine farklı bir mülki idare amiri olacak. Ayrıca, mevcut Genel Müdür Mahmut Demirtaş’ın göreve devam etmesi de bir seçenek olarak Bakan Çiftçi’nin önünde.

Unutmadan belirteyim; Yerlikaya döneminde yurt dışı göreve giderek vaziyetini kurtaran Eski Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz’da kendisine meslektaşlarının kumpas kurduğu açıklamasıyla Bakü’den yeni yönetime deyim yerindeyse “ben de buradayım, beni de unutmayın” selamı gönderdi.

Soylu’nun emniyetteki sağ kolu ve “akıl hocası” olarak bilinen Yılmaz’ın scootersever olması, zamanı gelince Büyüteç’e konu olur.


© T24