Yapay zekâ, meslekler ve insan unsurunun geleceği
Yapay zekâ artık yalnız çığır açan yıkıcı teknolojiler çerçevesinde tartışılan tümüyle teknik bir alan olmaktan çıkmış durumda. Son birkaç yıl içinde teknolojide kaydedilen gelişmeler, yapay zekânın ekonomiden güvenliğe, eğitimden sanata kadar hemen her uğraş alanını dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bugün en çok tartışılan konuların başında, yapay zekânın meslekler üzerindeki etkisi geliyor. Özellikle yüksek eğitim ve uzmanlık gerektiren günümüzün prestijli bazı mesleklerinin geleceği konusunda ciddi soru işaretleri oluşmaya başladı. Tanık olunan bu dönüştürücü gelişmeler, bir yandan meslek seçme aşamasındaki gençleri, diğer yandan da ailelerini düşündürüyor. Artık yalnız kişinin ilgi duyduğu ve yetenekli olduğu alanlar değil, gelecekte seçilecek mesleklerin yapay zekâ nedeniyle önemini kaybetme veya marjinalleşme ihtimali de değerlendirmelerde dikkate alınması gereken önemli bir unsur haline geliyor.
Londra’da yakın zamanda katıldığım bir toplantıda, yapay zekâ alanında faaliyet gösteren bir teknoloji firması yetkilisinin yaptığı sunum bu açıdan oldukça düşündürücüydü. Firma, Anglo-Sakson hukuk sistemini esas alarak geliştirdikleri bir yapay zekâ uygulamasını tanıtıyordu. Yetkili, özellikle sözleşmeler hukuku alanında çalışan uzman hukukçular bakımından bu teknolojinin bir fırsat olarak görülse de kendi uğraşlarının geleceği bakımından bir sınama, hatta ciddi bir “risk faktörü”ne dönüşebileceğini açık biçimde ifade etti. Sözkonusu uygulamanın karmaşık sözleşmeleri çok kısa sürede tarayabildiğini, maddeler arasındaki çelişkileri tespit edebildiğini, risk analizi yapabildiğini ve hatta yeni sözleşme taslaklarını belirlenen ihtiyaçlar üzerinden en optimum yararı sağlayacak şekilde hazırlayabildiğini örneklerle anlattı. Daha birkaç yıl öncesine kadar yalnız deneyimli hukukçuların uzun mesaiyle gerçekleştirebildiği işlemler artık çok kısa bir sürede yapılabiliyor.
Bu gelişmelerin elbette verimlilik açısından çarpıcı sonuçlar doğurduğuna kuşku yok. Ancak aynı zamanda bazı iş kollarında daralma tehlikesini de beraberinde getiriyor. Bugün yalnızca hukuk alanında değil; sağlık,çeviri, muhasebe, medya, müşteri hizmetleri ve hatta bazı danışmanlık faaliyetlerinde de benzer kaygılar dile getiriliyor. Bu çerçevede çeviri sektöründe çalışanlar açısından tablo oldukça dikkat çekici. Yapay zekâ destekli çeviri programları artık yalnız kelime çevirmiyor; bağlamı analiz ediyor, üslup taklidi yapabiliyor ve çok kısa sürede farklı diller arasında akıcı metinler ve bunlar üzerine görsel materyal üretebiliyor. Bu durum, özellikle rutin ve teknik çeviri alanlarında insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltıyor. Tabiatıyla konuşmacıların vermek istedikleri mesajların özenle seçilmiş vurgusu, getirilmek istenen ince nüans ve mesleki duyarlılığın ve yansıtılmak istenen psikolojinin gereği konuşmanın ruhunun tam anlamıyla muhatabına aktarılmasında ardışık ya da simültane çevirinin yapay zekâ yerine gerçek insan marifetiyle yapılması, en azından şimdilik, yeğlenecek bir yöntem olarak kendini belli etmektedir.
Konu tartışılırken gözden........
