Kıbrıs’ta mülkiyet davaları yeniden başa bela olmasın
Diğer
24 Ocak 2026
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Tufan Erhürman’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle boşalan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanlığına getirilen Sıla Usar İncirli, gelenekleri bozmayarak, ilk yurt dışı ziyaretini geçtiğimiz hafta Ankara’ya yaptı. İncirli, KKTC tarihinde bu görevi üstlenen ilk kadın. Umarım Türkiye’deki hemcinslerinin aksine genel başkanlıkta başarılı olur.
Sıla İncirli, yüksek öğrenimini Türkiye’de, Hacettepe ve İbni Sina üniversitelerinde tamamlamış bir doktor. Mülkiye’deki Anayasa Hukuku hocalarımızdan rahmetli Muammer Aksoy’un ilk dersinde kendisini “Prof. Dr.” ünvanıyla tanıtırken “Doktor dediysek yanlış anlamayın, bizimki laf doktorluğu” dediğini hiç unutmuyorum. CTP’nin yeni genel başkanı bir tıp doktoru ama aynı zamanda güçlü bir hitabete sahip. Kıbrıs Türkleri nedense siyasette doktorları pek bir seviyor. KKTC’nin yakın geçmişinde Dr. Fazıl Küçük, Dr. Derviş Eroğlu’ndan sonra Sıla İncirli siyaset sahnesindeki üçüncü doktor.
CTP Genel Başkanı, Ankara’da bulunduğu süre içerisinde, kardeş parti olarak nitelendirilen CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel ve AK Parti Genel Başkan yardımcılarından Mustafa Elitaş ile görüştükten sonra Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nda (TEPAV) Kıbrıs meselesini takip eden bir grup akademisyen, araştırmacı ve basın mensubu ile bir araya geldi. Bayan İncirli sunumunu ne oturduğu yerden, ne de kürsüden yapmayı tercih etti. Mikrofonu eline alarak pek alışık olmadığımız bir şekilde katılımcıların arasında dolaşarak irticalen konuştu. Böylece aileden gelen politikacı kumaşını da sergilemiş oldu.
CTP Genel Başkanı 45 dakika süren konuşmasında Kıbrıs sorununun kısa bir tarihçesini anlattıktan sonra özellikle KKTC’nin içerisinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sorunlardan bahsetti. Bugün kuzeyde yaşayan nüfusun, bunların ne kadarının yabancılardan oluştuğunun bilinmediğini, iktidara geldiklerinde ilk iş olarak genel nüfus sayımı yapacaklarını, KKTC’yi yönetenlerin daima Türkiye ile yakın istişare içerisinde hareket ettiklerini, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da bu geleneği sürdüreceğini söyledi.
Genel Başkan İncirli, konuşmasının önemli bir bölümünü TMK’nın çalışmalarına ayırarak, Kıbrıs Rum tarafının öteden beri TMK’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından etkin bir iç hukuk yolu sayılmasından rahatsızlık duyduğunu, Delegeler Komitesi’nde bu komisyondan kurtulmak için yoğun çaba sarf ettiklerini, son toplantıda TMK uygulamasına son verilmesini savunanlarla aradaki farkın 3-5 oya kadar düştüğünü, bu kere Rumların diplomatik girişimlerini daha da artırdıklarını, önümüzdeki mayıs ayında Delegeler Komitesi’nde bu konuda yapılacak oylamanın bu açıdan büyük bir önem taşıdığına söyledi.
Ada’nın her iki tarafındaki mülkiyet konuları Kıbrıs sorununun çözümlenmesi en zor bacaklarından birini teşkil ediyor. AİHM’de Rumlar tarafından açılmış 3 bin civarında mülkiyet davası var.
Kıbrıs Barış Harekatı sırasında evini ve mülklerini kaybeden Titina Loizidou isimli bir Rum, 1996 yılında AİHM’de dava açtı. Mahkeme 1998 yılında aldığı kararda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türkiye’nin askeri kontrolü altında bir alan olarak değerlendirdi ve Türkiye’nin 700........
