2025 yılında Afrika'da neler oldu?
Diğer
03 Şubat 2026
Yıllık Afrika bilançolarımda, kıtanın iyiye doğru gittiğini gösteren gelişmelere yer verme çabalarım yine sonuç vermeyecek. Geçtiğimiz sene, Afrika bakımından, barış, kalkınma ve demokrasilerde ileri adımlar, yılı olmadı. Kıtanın 2023 nisan ayından bugüne kanayan yarası durumundaki Sudan'da “Ordular Savaşı” hızından kaybetmedi. Doğu Kongo sorununda, ABD ve Katar'ın dışarıdan müdahil olmalarına karşın, hiç bir iyileşme yaşanmadı. Güney Sudan'dan gelen haberler yeni bir iç savaşa doğru gidiliyor endişesi yaratıyor. Batı Afrika'daki cuntacı frankofon ülkeler, Rusya'nın desteğine rağmen, cihatçı terör karşısında sonuç elde edemezken, demokrasiden de uzaklaşıyorlar. 2025 sonlarında Gine-Bissau'da düzenlenen seçimler darbe ile sonuçlandı, darbenin niçin yapıldığı hala muamma. Benin'deki darbe girişimi ise, ECOWAS'ın hızlı müdahalesi ile önlenebildi. Madagaskar'da Z Kuşağı sokağa inince cumhurbaşkanı ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Biri 80 diğeri 90 üzeri iki dinozor lider, Uganda ve Kamerun'da, yedinci ve sekizinci kez seçimlere iştirakla sandıklardan muzaffer çıktılar. Malawi ve Seyşeller'de düzenlenen seçimlerde muhalefet liderlerinin iktidara gelmeleri sayesinde kıtada demokratik çarklar, istisnaen de olsa, hala dönüyor diyebiliyoruz. 2025 yılının sürpriz gelişmesini sorarsanız İsrail'in Somaliland'i tanıması diye cevaplarım.
Her tarafa zarar veren Trump faktöründen Afrika'da payını aldı. USAİD yardımlarının 2025 başında derhal dondurulması ve ardından kesilmesi kıtada kamplarda yaşayan onbinlerce evlerinden edilmiş düşkünü ortada bıraktı, sağlık hizmetleri aksadı ( WFP bütçesinin yarısını kaybetti), açlık tehlikesi arttı. 5 milyar dolar düzeyinde yardım ve bağıştan yoksun kaldı Afrika halkları. Kapatılan USAİD’in yerine geçmek üzere ABD tarafından önerilen sağlık projeleri ilgili Afrika başkentlerinde tereddütlere yol açtı. Trump'ın Afrika'da üretilen malların ABD'ne gümrüksüz girmesini sağlayan AGOA yasasını da uzatmayacağı endişesi hakim iken, neyseki korkulan olmadı ve yasa uzatıldı . Güney Afrika'yı beyazlara ayrımcılık yapmakla suçlayan Trump bu ülkede düzenlenen G-20 toplantısına da katılmayarak kötü emsal oluşturdu. Nijerya yönetimini Hıristiyanlara kötü muamele ediliyor iddiasıyla tehdit etmekten de geri kalmadı. 30 yılı aşkın süren Doğu Kongo sorununu çözdüm diye böbürlenmesine bakmayın, Washington'da imzalanan o medyatik anlaşmaya inanmayın. Trump'ın balon barışından henüz sahaya yansıyan somut bir şey yok. Hülasa, Afrika'nın sorunlarına kayıtsız kalan, kıtanın insanlarına yukarıdan bakan, demokrasi/insan hakları gibi konulara değil, sadece yeraltı zenginliklerine ilgi duyan, vize yasakları koyan, ABD'nde yaşayan Somali kökenlilere aleni hakaret eden batılı lider kendileridir.
Avrupa Birliği, Afrika ile ilişkilerinde rakiplerinin gerisinde kalmama gayreti içinde. Ekonomik sahadaki rakibi Çin ile baş etmesi pek müşkül. Batı Afrika'da güvenlik alanında Fransa'nın yerini alan Rusya karşısında AB çaresiz ve hareketsiz konumunu muhafaza ediyor. Siyasi alanda da sesi çıkmıyor AB'nin: Trump’ın Afrika için atadığı temsilcisi Massad Boulos bir Afrika başkentinden diğerine uçarken Avrupa Birliği nerede, ne yapıyor sorusu akla geliyor. Öte yandan, Somali ordusunun eğitimine katkı yapmaya devam ettiği, Mozambik'in Cabo Delgado bölgesinde cihatçı tehditle mücadele amacıyla bu ülkede bulunan Ruanda askerlerinin parasını ödemeyi sürdürdüğü, Afrika Birliği bütçesine ciddi destek verdiği fazla duyulmuyor. Kasım ayında Angola'da yedincisi düzenlenen Afrika-Avrupa Birliği zirvesi vesilesiyle Lobito koridoru projesi tekrar öne çıktı. ABD ve Avrupa Birliği'nin birlikte finanse ettikleri (1,6 milyar dolar) bu demiryolu üzerinden KDC ve Zambiya’nın zengin madenleri, eskiden olduğu gibi sadece Çin'e gitmeyecek, Angola'nın Lobito limanından ABD ve Avrupa’ya da ihraç edilecek. “Global Gateway” yatırım paketi üzerinden Çin’in “Yol ve Kuşak” projesine karşı rekabeti sürdüren AB liderleri, Angola zirvesiyle, Afrika'ya sömürgeci anlayışıyla yaklaşmadıklarını kanıtlamanın gayreti içindeler.
Basra Körfezinin üç iddialı ülkesi (SA, Katar ve BAE) son 10 yıldır Afrika Boynuzu ve çevre bölgede ağırlıklı ve etkili ülkeler haline geldiler. Özellikle BAE, Sudan, Etiyopya ve Somali'de, savaş ve barış gibi kararları etkileyebilen bir güce dönüştü. Sudan'da iki buçuk yıldır devam eden ordular savaşı sürecinde, tarafları destekleyen dış güçler itibariyle, barışın önündeki en büyük engel Abu Dabi. Sudan halkını perişan eden savaşın durmasını teminen kendisine yapılan çağrıları duymazdan gelen ve RSF güçlerine yaptığı yardımları inkar eden BAE mevcut tutumunu 2026 yılında da sürdürdüğü takdirde bu bahtsız ülkede kan akmaya devam edecek gibi duruyor. Abu Dabi'nin geçtiğimiz ay, ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’ne verdiği desteği sonlandırarak, Yemen’den elini eteğini çekmesi, kafamda, “Sudan'dan da çekilir mi acaba” yönünde hayal ve ümide yol açıyor.
Sudan'da 2025 Mart sonunda Al-Burhan önderliğindeki Sudan Silahlı Kuvvetleri, başkenti 2 yıl önce ele geçiren RSF güçlerinin direnişine son vererek Hartum'a hakim oldular. Başkentin tekrar düzenli ordunun eline geçmesi iç savaşta dengeleri Al-Burhan'dan yana değiştirdi. Hartum'dan atılan RSF güçleri yaz aylarından itibaren Darfur'a konsantre oldular. Ülkenin batısındaki Darfur'un merkezi sayılan El-Feşir'in, bir buçuk yıl devam eden bir kuşatmanın ardından kasım ayında RSF güçlerinin eline geçmesi, RSF lideri Hemeti için yeni bir başlangıç teşkil etti. Burada yaşanan vahim olayların (24 saatte 2 bin kişi öldürüldü) sosyal medyada yer almasıyla dünyanın dikkati biraz olsun Sudan'a yöneldi. El-Feşir'in düşmesiyle Sudan fiilen ortadan ikiye bölünmüş oldu. İki ordu son 2-3 aydır Kordofan eyaletlerinin kontrolü için kıyasıya savaşıyorlar. Kuzey Kordofan’in başkenti El-Obeid, Darfur'u Hartum'a bağlayan yol kavşağında. Burası düştüğü takdirde RSF bir kez daha Hartum'un kapılarına dayanır. Sudan'da akan kandan, yaşanan acılardan tabiatıyla Al-Burhan ve Hemeti birlikte sorumlular. RSF güçlerinin daha haydut, daha zalim olmaları, düzenli orduyu aklamaz. Ancak ateşkesin önündeki birinci engel RSF güçlerine yardımı inatla sürdüren BAE’dır. ABD’nin de müttefiki BAE’ni ateşkese ikna etmemesi/ edememesi ise anlaşılır gibi değildir. Yemen’den çıkmak zorunda kalan BAE Sudan'dan da çekilir ise, RSF savaşa devam edemez ve ordular savaşı sona erer.
Silahlı çatışmaların aralıklarla devam ettiği ikinci alan Doğu Kongo yıl boyunca dünyanın gündeminden düşmedi. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğu sınırında bulunan Kivu eyaletlerinde 30 yılı aşkın huzur, barış ve istikrar sağlanamıyor, ölü sayısı toplamda 6 milyona ulaştı deniliyor. Burada yaşayan KDC vatandaşı Tutsi’lerin silahlı örgütü M23, Ruanda’nın desteğiyle, şubat ayı başında başkent Goma'yı, şubat sonunda ise Güney Kivu'nun başkenti Bukavu'yu ele geçirince tüm........
