Erdoğan BOP toplantılarına neden gitmiyor?
2000’li yılların ortasında gündeme gelen ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) günümüzde bile gönderme yapılır ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BOP’un eş başkanı olmakla suçlanır.
BOP’un doğru dürüst uygulamaya konulmadan tedavülden kalkmış olması, bu eleştirinin dillere pelesenk olmasına engel olmamıştır.
Ben bunun içi boş bir eleştiri olduğunu düşünenlerdenim.
1 Mart 2003 tezkere sürecini hatırlayalım. AK Parti içinde karşı kulis yürütenler sayesinde ABD’nin Türkiye üzerinden Irak’a saldırmasına geçit verilmedi.
ABD’nin o tarihten itibaren BOP’u uygulamaya koyduğunu varsayımından yola çıkarsak, daha baştan projeyi AK Parti sabote etmiş sayılmaz mı?
1 Mart 2003, Türk-Amerikan ilişkilerinin kötüleşmesinin en kritik dönüm noktalarındandır.
Hadi diyelim ki bu bir yol kazası idi.
2009’da o dönem Başbakan olan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı’na “One minute” diyerek Davos’u terk etti; sonrasında ise Türkiye - İsrail ilişkileri dikiş tutmadı.
ABD’nin Ortadoğu’daki en has müttefiki ile papaz olmak, BOP’a eş başkanlık etmekle hayli çelişen bir durum yaratmaz mı?
9 Haziran 2010 Türk - Amerikan ilişkilerinde bir başka olumsuz dönüm noktasına şahitlik etti.
ABD yönetimi, Brezilya-Türkiye arabulucuğu ile İran’la yapılan müzakerelerin gidişatından hazmetmeyip, görüşmeleri kesti. BM Güvenlik Kurulu’na İran’a ek yaptırım getirilmesi için bir karar sundu. Türkiye o sırada BMGK geçici üyesi idi. 12 oyla kabul edilen karara Brezilya ile birlikte Türkiye’nin karşı oy kullanması Washington’da 1 Mart tezkeresi kadar büyük şok yarattı.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
2011’de başlayan Arap baharı sürecinde Türkiye ABD ile ayrıştı.
Bu arada Arap baharı öncesinde Esad ailesiyle Erdoğan ailesinin birlikte tatile gidecek kadar yakınlaşması, Suriye’ye yaptırım uygulayan ABD’yi çok rahatsız etti. İç savaş başladıktan sonra iki başkent bir süre Esad’ı devirmek için yol arkadaşlığı yapsa da dikiş tutmadı. ABD’nin önceliği Esad’ı devirmekten IŞİD’le mücadeleye kaydı ve bu bahaneyle Türkiye’nin varoluşsal tehdit saydığı PKK’nın Suriye koluyla işbirliğine gitti.
Bunları alt alta saydığımızda AK Parti iktidarının ABD’nin Ortadoğu projelerinin eş başkanlığını yaptığını savunmak bir hayli güçleşir.
Tersine, geçmiş hükümetlerden farklı olarak dünyaya ideolojik gözlükle bakan, İslamcı kimliğini öne çıkaran AK Parti iktidarı ile ABD’nin Ortadoğu’ya bakışı örtüşmedi. Üstüne, her iki başkent bu ayrışmayı iyi yönetemedi. Türk tarafında, yönetim zafiyetine, kürsülerden ABD’ye bağırmanın iç politikada getirdiği kazanımların yol açtığı hûşu da eklendi.
Şimdilerde bir başka BOP gündemde. İngilizcesiyle Board of Peace; Barış Kurulu.
Trump’ın BOP’u. Cumhurbaşkanı da Barış Kurulu’nun oluşmasına imkân veren bildirgeye imza atan dört liderden biri.
Hatırlatmakta fayda var. Donald Trump, birinci döneminden farklı olarak, ekibiyle ve dünyanın çeşitli bölgelerine dönük planlarıyla hazırlanmış olarak Beyaz Saray’a girdi.
Diğer tüm Amerikan yönetimlerinde olduğu gibi, Trump’ın Ortadoğu vizyonunun merkezinde de elbet İsrail var. İsrail’in güvenliğini sağlama stratejisinin Suriye boyutu iktidarın kısmi olarak işine gelirken, Filistin, İran boyutunda ortaklaşma hayli sorunlu duruyor.
Bu aşamada Ortadoğu’dan biraz uzaklaşıp biraz daha........
