Aynı Şeyi mi Duyuyoruz?
Kriptografi, Ses Steganografisi ve Görünmeyen Mesajlar
Bir televizyon sahnesinden doğan soru: Sesin içine bilgi saklanabilir mi? Kriptografi, steganografi, subliminal algı ve psikolojik etki arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Bu yazıyı yazmayı aslında planlamıyordum. Fakat yıllar önce yayımlanan, senaryosu ve verdiği mesajlar bugün bile tartışılan Kurtlar Vadisi dizisinden bir sahnenin sosyal medyada yeniden dolaşıma girmesi dikkatimi çekti.
Sahnede Polat Alemdar’a bir ezan kaydı dinletiliyor. Ardından ses üzerinde frekans değişikliği yapıldığı söyleniyor ve normal dinlemede duyulmayan başka bir mesajın ortaya çıktığı iddia ediliyor. Dizide bunun, insanın farkında olmadan bilinçaltına ulaşabilecek bir “gizli telkin” yöntemi olduğu anlatılıyor.
Bu elbette bir televizyon dizisi. Sahnedeki iddianın gerçekten yaşandığına ilişkin elimizde bilimsel bir kanıt yok. Fakat sahne, benim yıllardır içinde bulunduğum kriptografi, kripto güvenliği ve bilgi güvenliği açısından çok önemli bir soruyu yeniden gündeme getiriyor:
Bir sesin içine, dinleyen kişinin fark etmeyeceği başka bir bilgi gerçekten yerleştirilebilir mi?
Cevap: Evet. Ancak bir sesin içine veri gizlemek başka şeydir; o verinin insanın bilinçaltına ulaşıp davranışlarını yönlendirdiğini iddia etmek bambaşka şeydir. Bu yazının konusu tam olarak bu çizgidir.
KRİPTOGRAFİDEN STEGANOGRAFİYE
Meslek hayatım boyunca üzerinde çalıştığım temel alanlardan biri kriptografi ve kripto güvenliği oldu. Kriptografinin temel mantığı bellidir: Bir bilginiz vardır; bu bilgiyi yetkisiz kişilerin anlayamayacağı biçime dönüştürürsünüz. Ortada bir mesaj bulunduğu bellidir, ancak uygun anahtara sahip değilseniz mesajın içeriğini okuyamazsınız.
Kriptografi mesajı gizlemez; mesajın anlamını gizler.
Bilgi güvenliği dünyasında bundan farklı, kökleri çok eskiye dayanan başka bir yöntem daha vardır: Steganografi. Burada amaç yalnızca mesajın içeriğini korumak değil, mümkünse ortada bir mesaj bulunduğunu dahi gizlemektir.
Kriptografide saldırgan “Burada şifreli bir mesaj var ama okuyamıyorum” der. Steganografide ise hedef, “Burada mesaj var mı?” sorusunun bile sorulmamasıdır. Kurtlar Vadisi’ndeki sahneyi izlerken benim dikkatimi “bilinçaltı” iddiasından önce çeken teknik nokta da buydu.
Bunun bilimsel ve teknik adı: AUDIO STEGANOGRAPHY — SES STEGANOGRAFİSİ.
SESİN İÇİNE BİLGİ GİZLENEBİLİR Mİ?
Evet. Audio Steganography, bir bilginin başka bir dijital ses sinyalinin içerisine mümkün olduğunca fark edilmeyecek biçimde yerleştirilmesi yöntemidir. Taşıyıcı bir müzik, şarkı, konuşma, reklam, anons, podcast veya teknik açıdan kayıtlı bir ezan olabilir.
Bilgisayar bunlara bizim yüklediğimiz anlamlarla bakmaz; onun açısından hepsi sayısal ses sinyalidir. Bu sayısal yapı üzerinde kontrollü değişiklikler yapılarak içerisine metin, sayı, kimlik bilgisi, doğrulama kodu, dijital anahtar veya başka bir veri gömülebilir.
Siz müziği dinlersiniz. Uygun sistemi ve yöntemi bilen başka biri ise aynı dosyanın içindeki ikinci bilgiyi çıkarabilir.
KRİPTOGRAFİ İLE STEGANOGRAFİ BİRLEŞİRSE…
Konu burada kripto güvenliği açısından daha da ilginç hâle gelir. Bir mesajı şifrelediğinizde içeriğini korursunuz; steganografiyle sakladığınızda varlığını gizlemeye çalışırsınız. İkisini birlikte de kullanabilirsiniz.
MESAJ → ŞİFRELEME → ŞİFRELİ VERİ → STEGANOGRAFİ → MASUM GÖRÜNEN SES
Dışarıdan bakan kişi yalnızca sıradan bir ses dosyası görür. Doğru yönteme ve gerekiyorsa anahtara sahip alıcı ise önce gizlenen veriyi çıkarır, ardından şifresini çözer. Böylece güvenlik sorusu artık yalnızca “Mesajı okuyabiliyor musun?” değildir. İkinci soru daha kritiktir: “Ortada bir mesaj olduğunu fark edebiliyor musun?”
PEKİ NASIL YAPILIYOR?
Dijital bir ses kaydı milyonlarca sayısal örnekten oluşur. Bu yapı üzerinde insan kulağının kolayca ayırt edemeyeceği kontrollü değişiklikler yapılabilir. Bazı tekniklerde ses örneklerinin düşük anlamlı bitleri değiştirilir; buna LSB — Least Significant Bit yaklaşımı denir. Bazılarında faz özelliklerinden, bazılarında çok kısa........
