Keşke...
Cumhurbaşkanı son kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, CHP’de yaşananlar hakkında konuştu:
“Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından, mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.”
Ah, “keşke” öyle olsaydı!
Keşke aynı Cumhurbaşkanı, son yerel seçimlerden hemen sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na “CHP’li belediyeleri silkeleyin” talimatı vermemiş olsaydı.
Keşke sadece CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk iddialarının üzerine değil, parti ayrımı yapılmaksızın tüm belediyelerdeki iddiaların üzerine gidilmesini sağlasaydı.
Keşke her seçimden önce, “Sadece bizi seçenlere hizmet götürürüz” demeseydi.
Keşke kumpas davaları sırasında, “Ben bu davaların savcısıyım” diye konuşmasaydı.
Keşke Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nı önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, sonra bu kez terfi ettirip Adalet Bakanı yapmasaydı.
Keşke ülkeyi kararnamelerle değil, yasalarla yönetseydi.
Keşke Meclis’in denetim yetkisini ortadan kaldırmasaydı.
Keşke 19 Aralık 2021’de “Nas var nas” diyerek dini siyasetin göbeğine oturtmaya kalkışmasa... Ekonomik dengeleri kökten sarsmasa... Türk lirasının yabancı paralar karşısında erimesine; emeklinin, işçinin memurun, esnafın, çiftçinin yoksullaşmasına neden olmasaydı.
Keşke her fırsatta söylediği gibi “86 milyon kişi”yi kucaklayabilseydi.
Keşke özgürlükleri yok........
