HAYDİ İYİLER…
Örgütlü veya bireysel kötülüğün üreticilerine baktığınızda, tümünde tuzak ve aldatma var. Bir insana zarar vermek isteyenler, önce tasarlayarak tuzak kuruyorlar, sözleri veya hareketleri ile zarar verecekleri insanı aldatıyorlar.
Nitekim, güzel sözlerle boşanmak üzere olduğu veya boşandığı bir kadını görüşmeye çağıran erkeklerin yalanlarına inananların ve aldatıldığını farkedemeyenlerin çoğunluğu bir daha evlerine veya iş yerlerine dönemiyorlar. Çünkü, cansız bedenleri önce soğuk bir yere, sonra toprağa götürülüyor.
Bu nedenle, sıkça dillendiriyorum. Kadınlar, şiddet tehlikesini sezebilmeli ve erkeklere asla tam güvenmemelidir. Görüşmeler zorunlu ise, üst ve çevre aramasından sonra, polisin veya jandarmanın uygun mesafeli gözetiminde yapılmalıdır.
Şiddet suçlarında af veya ceza indirimi yapılmamalı, eylemin mutlaka hukukta bir karşılığı bulunmalıdır.
Bir önemli önerim daha var. Hapisten çıkan şiddet suçlularının ailelerine ve zarar verebileceği kişilere bu durum önceden bildirilmeli, yeni bir şiddet suçunun işlenmemesi için güvenlik önlemleri alınmalıdır. Ayrıntıya girmeden belirtmeliyim ki Türkiye, polis ve kırsaldaki jandarma gücü açısından bu önlemleri alabilecek kaynaklara sahiptir. Sorun, sürecin yönetilmesinde ve yasaların uygulanmasında, tek kelime ile insanda düğümlenmektedir.
Hepimizin bildiği bir gerçeği şöyle paylaşmak isterim.
Yasa dışı tüm eylemlerde........
