menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki hayalet: Atsız ve Avcıoğlu

51 0
06.05.2026

Kriz zamanları aynı zamanda arayış yıllarıdır; böyle dönemlerde toplumlar daha iyi bir yarın inşası adına düne döner ve bugünü dün üzerinden okuyup buna göre yarını inşa edeceğine inandıkları çözümler üretmeye çalışırlar. Düne döndüklerinde ise kimi isimlerle ilk kez karşılaşır ya da onları yeniden keşfederler ve hayaletlerini bugüne, yardıma çağırırlar. 

Son yıllarda ve Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu çoklu kriz konjonktüründe, hayaleti bugüne çağırılan iki isim görüyoruz: Siyasi yelpazenin iki farklı ucunda yer alan bu isimlerden birisi Nihal Atsız, diğeri ise Doğan Avcıoğlu. İlki ırkçı-faşist bir milliyetçiliğin inşacısı, ideolojik önderi ve MHP’nin fikri kurucu babası, diğeri ise kalkınma fikrini ve antiemperyalizmi merkeze koyarak çıkardığı Yön dergisiyle sosyalizmi bu topraklarda kitlelerle buluşturan, popülerleştiren, bununla da yetinmeyip iktidarı isteyen, iktidarı arzulayan bir isim.

Atsız 1905 doğumlu, daha 30’lu yıllarda politize oluyor ve resmi milliyetçiliğin dışında, Nazizm ve faşizmle doğrudan bağlantılı, onlara öykünen ırkçı/soycu bir milliyetçiliği, “Türkçü faşizm”i doktrinleştiriyor. Devlet, 2. Dünya Savaşı boyunca kök salmasına izin verdiği bu akımı savaşın bitimi yaklaşırken ve Nazilerin yenileceği anlaşılınca tasfiye ediyor. Soğuk Savaş ve antikomünizmle birlikte kendisine verimli bir yaşam alanı bulan Türkçü faşizm, Menderes döneminde dergiler ve dernekler aracılığıyla yeniden örgütlenmeye başlıyor ve MHP’ye giden yolun taşları bu tarihten itibaren adım adım döşeniyor.

Avcıoğlu, Atsız’dan çok daha genç ve onun doktrinerliği 27 Mayıs sonrasına tekabül ediyor, 60’ların dünyasında, “ağaçlar bile sola eğilirken” çıkardığı Yön dergisiyle, sosyalizmi önce aydınlarla, sonra da çok daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Sömürge karşıtlığının, antiemperyalizminin, kapitalist olmayan kalkınma yolunun, Bağlantısızlar Hareketi’nin tüm dünyada konuşulduğu bir dönemde Yön tüm bu fikirleri Türkiye’ye taşıyor, 60’ların sonlarında sahneye çıkan devrimciler kuşağı Avcıoğlu ve Yön’le birlikte büyüyor, yetişiyor.

Atsız, Türkeş ve arkadaşlarının CKMP’yi ele geçiriş süreçlerinde de partinin adının MHP’ye çevrilmesinde de sahne gerisinde olmakla birlikte fikri anlamda önemli bir rol oynuyor, yazıp çizdikleri 65 sonrası ülkücü hareketin doğuşunda ve Türkiye siyasetinin şekillenmesinde son derece etkili oluyor. 1969 Adana Kongresi sonrası MHP daha İslamize bir milliyetçiliği seçip Atsız’dan uzaklaşsa ve Atsızcıları tasfiye etse de Atsız’ın yazıp çizdikleri, özellikle de romanları, ülkücü gençliğin zihniyet dünyasını belirliyor. 

Avcıoğlu ise aynı yıllarda sadece Yön’le yetinmiyor, Yön’ü kapadıktan sonra Türkiye’nin Düzeni’ni yazıyor, ardından da Devrim dergisini çıkarıyor ve ordu aracılığıyla iktidarı alma hazırlıkları yapıyor. 9 Mart bu hazırlıkların ürünü olsa da yeniliyor ve ordu 12 Mart’ta Amerikancı bir darbeyle yönetime el koyuyor, 60’lar boyunca yükselen sola karşı ilk büyük şiddetli tasfiye dalgası 12 Mart’la birlikte söz konusu oluyor ve Avcıoğlu da bundan nasibini alıyor.

Atsız, 1969 Adana Kongresi’nden sonra, Avcıoğlu ise 9 Mart yenilgisinin ardından büyük ölçüde sahneden çekiliyor, yazıp çizmeye devam etseler de kendi dünyalarında yaşıyor, güncel siyasetten uzak duruyorlar. Atsız 1975’te, Avcıoğlu ise 1983’te bu dünyadan ayrılıyor. 

Ve bugün ölümlerinin........

© soL