menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bağımlılıkta “Sınıflar” Çöktü

14 4
07.01.2026

Son beş yılda uyuşturucu ve bahis bağımlılığı, yoksulluk ile refahın, işsizlik ile kariyer doygunluğunun kesiştiği ortak bir zeminde toplumun tüm katmanlarına yayıldı. Teknolojik dönüşümün yarattığı anlam boşluğu ve kontrolsüz haz arayışı ile yoksulluk ve gelecek kaygısı, Türkiye’yi sınıflar üstü bir sosyolojik savrulma ve derin bir toplumsal trajediyle karşı karşıya bırakıyor.

“İnsanın sağlığı tamamen kendi ellerindedir. Bunun üç temel ayağı vardır: Ayıklık, her şeyde ölçülülük ve hafif egzersiz.”

Voltaire

Uyuşturucu, alkol ve bahis bağımlılığı, yakın zamana kadar Türkiye açısından yönetilebilir bir risk alanı olarak değerlendirilirken, günümüzde çok boyutlu ve yapısal bir toplumsal tehdit niteliği kazandı.

Son 15 yıla ilişkin resmî ve özel saha verileri, Türkiye’nin özellikle uyuşturucu ve kumar alanlarında beklenen başarıyı sağlayamadığını, aksine sorunun derinleşerek yeni sosyolojik katmanlara yayıldığını ortaya koyuyor. Bu durum, bağımlılığı yalnızca bireysel bir zafiyet ya da kriminal bir olgu olarak değil, kamu sağlığı, toplumsal güvenlik ve sosyolojik çözülme başlıkları altında ele alınması gereken yeni bir “pandemi” olarak tartışmayı zorunlu kılıyor.

Türkiye’de 18 milyon ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisi ile 6 milyon üniversite öğrencisi olmak üzere yaklaşık 24 milyon öğrenci eğitim görüyor. Buna ek olarak, ne eğitimde ne istihdamda yer alan yaklaşık 5 milyon “ev genci” ile birlikte 30 milyona yakın genç nüfus, potansiyel risk altında. Uyuşturucu, alkol, kumar ve tütün kullanımına başlama yaşının ergenlik dönemi (12–19) aralığında yoğunlaştığı bilinmekte. Bu durum da erken müdahale ve koruyucu sosyal politikaların hayati önemini açıkça ortaya koyuyor.

Resmî raporlar, uyuşturucu, yasadışı bahis ve alkol kullanımına başlama yaşının 12–13 seviyelerine kadar düştüğünü gösteriyor. Milyonlarca insanın doğrudan ya da dolaylı biçimde mağdur olduğu bu tablo, ceza adalet sistemi üzerindeki yükü de arttırıyor. 1 Ekim 2025 itibarıyla Türkiye’deki ceza infaz kurumlarında bulunan toplam mahkûm sayısı 420.904’tü. Bu, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesiydi. 2024 yılında kayıtlara geçen uyuşturucu bağlantılı suç sayısı 309.000’in üzerine çıkarken, uyuşturucu suçlarından cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 149.523 olarak kaydedildi. Suç dağılımına bakıldığında, uyuşturucu bağlantılı suçlar @ ile ilk sırada yer alıyor, bunu % ile hırsızlık ve  ile yaralama suçları izliyor. Bu veriler, bağımlılıkla suç arasındaki doğrudan ve güçlü ilişkiyi açık biçimde ortaya koymaktadır.

Psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişinin madde ve davranış bağımlılığı taşıdığına dair güçlü veriler bulunduğunu belirtiyor. Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy ise özellikle sentetik ecza, sahte ilaçlar ve sentetik esrar kullanımındaki hızlı artışa dikkat çekiyor. Son iki yıl içinde metamfetamin yakalanma oranlarının dört katına çıkması, uyuşturucu piyasasındaki dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Türkiye eroin bağımlısı olmadı ama bugün metamfetamin bağımlısı oluyor” uyarısı, klasik uyuşturucuların yerini sentetik maddelerin almasının yarattığı yeni ve daha yıkıcı risklere işaret ediyor.

Narkotik birimlerinin........

© Perspektif