Edebiyat ve Fikriyatta 40 Yıllık Emek: Cihan Aktaş
Şair ve yazar Metin Önal Mengüşoğlu, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdullah Harmancı ve Aktaş’ın birçok kitabının editörlüğünü yapmış olan yazar Asım Öz, 40 yıl boyunca edebiyat ve fikriyat alanında emek vermiş yazar, mimar, hikâyeci, aktivist, romancı ve eleştirmen Cihan Aktaş’ı anlatıyor.
NAMAN BAKAÇ 25 Ocak 2025Edebiyat, fikriyat veyahut siyasette yılların emeği ile adından söz ettiren birçok sima vardır heybemizde. Bazen heybemizden bu simaları çıkarır, hatırlar ve hatırlatırız; bazen de heybede saklı kalırlar. Cihan Aktaş saklı kılınmayacak türden bir yazar olarak, 40 yıl boyunca edebiyat ve fikriyat alanında emek vermiş mimar, hikâyeci, aktivist, romancı ve eleştirmen olarak temayüz etmiş bir sima.
Kuşkusuz birçok yönüyle bu simanın edebi ve fikri dünyasının kıvrımları, analiz edilmeyi ve anlaşılmayı hak ediyor. Nedeni ise dindar ve eğitimsiz, eğitimli ve seküler şeklinde formüle edilen iki profilin dışında oluşudur. Dindar, eğitimli ve kadın bir yazar olarak Cihan Aktaş’ın birçok karakteristik yönünün içinde sadece şunu belirterek, soruşturma dosyasında yer alan isimlerin analizlerine bırakmak kâfi olacaktır. Aktaş; dünyaya ve insanlığa ilişkin kaygılarını edebiyatlaştırmaktan çekinmeyen ve bunu da belli bir estetik kaygıyla inşa etmeye çalışan bir sima. Bu simayı, şair ve yazar Metin Önal Mengüşoğlu, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Abdullah Harmancı ve Aktaş’ın birçok kitabının editörlüğünü yapmış olan yazar Asım Öz ile konuştuk.
CİNSİYETSİZ BİR ROL MODEL OLARAK CİHAN AKTAŞ’I ANLATMAK CESARET İSTER
Metin Önal Mengüşoğlu-Şair ve Yazar
Onu kız kardeşi gibi gören birine sorarsanız objektif bir değerlendirme alamazsınız. Neden, çünkü düşünür, mimar, yazar, eleştirmen ve insan hakları aktivisti kimliklerinin tümünü üzerinde en üst düzeyde taşıyan biri hakkında konuşmak cesaret ister. Aralarında bulunduğumuz muhafazakâr camianın ortalama bir ailesine mensup bu çocuktan/kadından asla beklenmeyecek ve tarihte benzerine rastlanmayan bir performans, bir enerji ve olağanüstü ustalık ürünleri okuduk. Eserlerinde birey psikolojisine dair derin analizlerle başlayan okuryazarlık serüveninde, aileden kendi toplumuna, oradan bütün dünya insanlığına uzanan sosyolojik oluşum ve gelişmelerin birinci elden tanıklığını buluruz.
Bütün çalışmalarını bir tarafa bıraksak, yalnızca Esenler Belediyesi adına bu şehrin sosyolojisine dair yaptığı iki dev eser, Rüzgârla İyi Geçinmek ve Sokaklar Unutmuyor, üniversitelerin üstesinden gelemeyeceği harika araştırma metinleri içermektedir. Aylık Dergi’de 20’li yaşlarındayken yazıp yayımladığı ve Üç İhtilal Çocuğu adıyla kitaplaştırdığı o ilk metinlerini okuduğumda henüz geleneksel bir Türkiye erkeği olarak eşine ne yazık ikinci sınıf insan muamelesi yapan biriydim. Kadın kimliğiyle en genç yaşlarında bunca keskin ve köklü tespitler yapabilen biri sıfatıyla o kitap beni, eşime bakışlarımda inkılap çapında değişiklikler yapma yönünde uyarıyordu.
KADINLARIN NELERİ, NE ÖLÇÜDE BAŞARABİLECEKLERİNİ GÖSTERMESİ BAKIMINDAN EMSALSİZ BİR ÖRNEKTİR
Biz Türkiyeli erkekler, sıradan insanlarımız da entelektüellerimiz de aile hayatına törelerin, ezberlerin, alışkanlıkların zebunu olarak başlıyorduk. Cihan Aktaş’ın tek başına bugünkü düşünce insanı ve edebiyatçı kimliğiyle biz erkeklerin arasında ve aynı hizada, hatta çoğumuzdan birkaç adım önde ısrarla bulunuşu, tarihimizdeki bir kırılmanın başlangıç noktası şeklinde tanımlanırsa asla yanlış olmayacaktır. Şimdi burada tek tek eserleri üzerinden bir şeyler yazmak münasip düşmeyecektir. Bu kısa tanıtımı çok genel bir çerçeve ile çizmek gerekirse, kadınların neleri, ne ölçüde başarabileceklerini göstermesi bakımından emsalsiz bir örnektir o. İşte tam burada benim onu cinsiyetsiz bir rol model şeklinde tanıtma sebebim ortaya çıkmaktadır.
Geçmişimizde böyle birçok kimliği üzerinde en şık biçimde taşıyabilmiş birini tanıyorum: Mehmet Akif. Cihan Aktaş nazarımda o soydan gelen ve yaşarken düşünce, kültür ve edebiyat tarihimize damga vurmuş bir kişiliktir. Yapamazsın, sende iş yok, başaramazsın, sana göre değil, sen kim oluyorsun söylemleri bu toplumda en çok kadınların, biraz da çocukların işittikleri yargı cümleleridir. Cihan Aktaş çalışmaları bütün bu aforizmaları alabora ederek ezip geçmiştir. Türkçe konuşan, düşünen, hatta yazan insanlar onun eserlerinde ciddi kılavuzluklar bulacaklardır. Yeter ki külliyatı kronolojik sıraya göre okunsun, öğrenilsin, anlaşılsın.
CİHAN AKTAŞ, DÜNYAYA İLİŞKİN KAYGILAR TAŞIYAN BİR JENERASYONUN SON ÖRNEĞİDİR
Prof. Dr. Abdullah Harmancı-Necmettin Erbakan Üniversitesi, Hikâyeci
Cihan Aktaş 1960 yılında doğdu. Yazarlığının 40’ıncı yılı. Önce düşünce yazıları ya da İslam tarihine göndermeler yapan kitaplar yazdı. Gazetecilik yaptı. Aktivist oldu. Bununla birlikte Cihan Aktaş, kendisi için Taksim Camii’nin altındaki kültür merkezinde yaptığımız etkinlikte, söyleşi konuşmasına başlarken “Hiçbir zaman edebiyatı sadece estetik bir faaliyet olarak görmedim” demişti. Örneği çok azalmış olan bir yazar tipidir Cihan Aktaş. O da dünyanın, ülkenin, insanlığın nereye gittiğine ilişkin düşünceleri olan, sadece politik demek istemiyorum, ama dünyaya ilişkin kaygılar taşıyan bir jenerasyonun son örneğidir. Bu jenerasyon içerisinde, yani bu kaygılara sahip olup da derdini edebiyatlaştıramayan çok yazar oldu. Ya da tersi bugünkü gibi, edebiyatı sadece estetik bir faaliyet olarak algılayanlar oldu.
Cihan Aktaş’ın farkı ya da Yıldız Ramazanoğlu’nun farkı, edebiyatı salt edebiyat olarak görmemeleridir. Bir aktivist, bir mütefekkir, bir gazeteci olarak da baktılar edebiyata. Ancak........
