menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gençler İçin Şen Şakrak Sofralar

19 0
11.04.2026

Gençler İçin Şen Şakrak Sofralar

Gençler İçin Şen Şakrak Sofralar

Türkiye’de gençlerin aslında ülkeleriyle bağları halen çok güçlü. Araştırmaların gösterdiği gibi kırgınlar ama vazgeçmiş değiller. Bu topraklara ait olduklarını biliyorlar; yalnızca kendilerine açılan ufkun genişlediğini de görmek istiyorlar. Seçimlere katılım oranının en yüksek olduğu ülkelerden biriyiz.

Ruhumu onaran, bana fizyolojik ve ruhsal mutluluk aşılayan kahvaltılardan sonra Cemal Süreya’nın o meşhur dizesi aklıma gelir hep: “Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.” 

Ama insanın aklının bir köşesinde bazı veriler durunca, o masanın tadı biraz değişiyor.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de her iki kişiden biri mutsuz. Bu cümle insanın zihnine bir kez yerleşti mi, en güzel kahvaltı bile biraz düşünceli bir sessizlikle yeniyor.

Gallup’un Küresel Duygular Barometresi de benzer bir tabloya işaret ediyor. Rapora göre Türkiye, insanların en az gülümsediğini söylediği ülkeler arasında yer alıyor. Aynı çalışma Türkiye’nin dünyanın en sinirli ikinci ülkesi olduğunu da ortaya koyuyor.

OECD verileri ise başka bir eğilimi gösteriyor: Türkiye’de antidepresan kullanımı 2010-2023 yılları arasında yüzde 86 artmış durumda.

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) araştırmacılarının kısa süre önce açıkladığı “Türkiye Toplumsal Psikolojik Esenlik Raporu” da bu tabloyu teyit eder nitelikte. Türkiye’de “verimsiz mutsuzluk” hâkim. 

Verimsiz Mutsuzlardan mısınız? 

Rapor, Prof. Dr. Nebi Sümer ve Prof. Dr. Zafer Yenal’ın titiz araştırmasının ürünü. 

Toplumda düşük yaşam doyumunun kalıcı bir toplumsal dengeye dönüşmesi, güven duygusunun zayıflaması, ekonomik belirsizlikler, orta sınıfın erimesi, kentsel dönüşüm sonucu kendini dışlanmış ve ötelenmiş hisseden gençler ve çocuklar arasında suça eğilimin artması, komplo teorilerine inancın sağ ve sol siyasette güçlenmesi, enflasyon ve barınma krizinin insanların üzerine bir karabasan gibi çökmesi insanların psikolojik esenliğini etkileyen başlıca unsurlar arasında.

Yükseköğretim mezunlarında işsizliğin yüzde 25’e yükselmesi özellikle vurgulanıyor raporda. Yani her dört üniversite mezunu gençten biri işsiz. 

Böyle bir atmosferde kimi insanlar bu hoşnutsuzluğu sessizce içselleştiriyor. Kimi ise başka şehirlerde, başka ülkelerde yeni bir başlangıç ihtimalini yokluyor buruk bir edayla… Ama o huzur arayışı da coğrafya değiştirince hemen çözülemiyor. 

Geçtiğimiz günlerde çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. Sehra Aksu’nun Fayn’da bir röportajına denk geldim. Kendisi, uzun yıllar boyunca suça itilmiş çocuklarla çalışmış ve son dönemde çocukların giderek “mafya avukatı olma hayalleri” kurduğunu söylüyor. Bu cümlenin ağırlığını günlerce üzerimden atamadım.  

Bu “verimsiz mutsuzluğun” gençlerin duygu durumları, istihdam düzeyleri, iş kurma hevesleri üzerinde izdüşümlerinin olması kaçınılmaz. 

Gençlerin İyi Olma Hali 

Habitat Derneği’nin Türkiye’de gençlerin yaşam memnuniyetini, beklentilerini ve karşılaştıkları zorlukları anlamak ve uzun dönemli bir yaklaşımla izlemek amacıyla 2017 yılından bu yana Infakto RW ortaklığıyla yürüttüğü ve kısa süre önce kamuoyuyla paylaştığı “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu”nun altıncısı da bu tabloyu netleştiriyor. 

Rapor, gençlerin yaşam koşullarından eğitime, istihdamdan gelecek beklentilerine kadar pek çok alanda önemli verileri kapsamlı bir saha çalışması eşliğinde ortaya koyuyor. 

Araştırma, 33 ilde 18-29 yaş aralığındaki 1403 gençle yapıldı. Sonuçlara göre gençler Türkiye’ye bağlılığını halen korusa da yaşam memnuniyetleri ve geleceğe dair umutları giderek azalıyor.  

Yaşamından memnun olduğunu belirtenlerin oranı 2017’de yüzde 71 iken 2025’te yüzde 54’e geriledi. Benzer şekilde, “gelecekten umutluyum” diyenlerin oranı sekiz yılda yüzde 67’den yüzde 45’e düşerken, umutlu olmadığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 54,6’ya yükseldi. Rapora göre, gençlerin yaşam memnuniyetindeki düşüşte ekonomik güvencenin yanı sıra, toplumsal belirsizlik ve güvensizlik duygusu etkili.  

Üniversite şenliklerinin yasaklandığı, kutuplaşmanın tüm kılcal damarlarımıza işlediği, ifade alanlarının giderek daraldığı, yoksullaşmanın ve yoksunlaşmanın yeni normal haline geldiği, derin toplumsal eşitsizlikler sonucunda “ev genci” diye bir kategorinin yaygınlaştığı bir kuşağın ruh halini çok ama çok iyi anlamak gerekiyor.  Çünkü farklı araştırmalarla ortaya çıkan tablo yalnızca ekonomik değil. Daha derin bir duyguya işaret ediyor: Daralan bir ufuk… Umut ile gerçeklik arasında açılan makas…  

Habitat’ın raporuna göre gençlerin en temel endişesi istihdam. Her 100 katılımcıdan 72’si iş bulmanın zor olacağını düşünüyor. Sebep olarak........

© Perspektif