Türkiye–Afrika Stratejik Diyaloğu: Güvenlik Temelli Üçüncü Evre
Türkiye–Afrika Stratejik Diyaloğu: Güvenlik Temelli Üçüncü Evre
Türkiye–Afrika Stratejik Diyaloğu: Güvenlik Temelli Üçüncü Evre
Afrika Birliği’nin 2008 yılında Türkiye’yi “stratejik ortak” ilan etmesiyle başlayan çok taraflı çerçeve, bugün güvenlik boyutuyla yeni bir aşamaya ulaşmaktadır. Türkiye–Afrika Stratejik Diyaloğu, savunma sanayii ihracatının ötesinde; ortak risk analizi, istihbarat paylaşımı ve uzun vadeli kapasite geliştirme mekanizmalarını kurumsallaştırma potansiyeli taşımaktadır.
9–10 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara’da, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) ev sahipliğinde düzenlenen “Türkiye–Afrika Stratejik Diyaloğu”, Türkiye’nin Afrika politikasında güvenlik ve istihbarat boyutunun kurumsal bir çerçeveye kavuştuğunu gösteren önemli bir aşamaya işaret etmektedir. Toplantı, Türkiye’nin Afrika politikasında niceliksel genişlemeden güvenlik eksenli kurumsal derinleşmeye geçişi temsil eden üçüncü evre olarak değerlendirilebilir: diplomatik açılım (2005 sonrası), ekonomik-kurumsal derinleşme (2010’lar) ve güvenlik temelli kurumsallaşma (2020’ler). Açık oturumların yanında kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen Stratejik Diyalog’un MİA ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi ise sembolik bir tercih olmanın ötesindedir. Güvenlik ve istihbarat alanında uzmanlaşmış bir kurumun bu platformu organize etmesi, Afrika politikasının klasik diplomatik söylem sınırlarının ötesine taşındığını göstermektedir.
MİA tarafından açıklanan bilgiye göre toplantıya Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya’dan üst düzey karar vericiler, bakanlar, güvenlik uzmanları ve akademisyenler katılmıştır. Buna göre katılımcı ülkeler ağırlıklı olarak Sahra Altı Afrika’yı (Doğu, Batı, Sahel ve Güney bölgeleri) temsil etmektedir. Kuzey Afrika’dan yalnızca Mısır’ın yer alması dikkat çekicidir. Bu dağılım, programın güvenlik, terörle mücadele, sınır güvenliği ve deniz güvenliği gibi Sahra Altı Afrika’da daha yoğunlaşan iş birliği alanlarına odaklandığını düşündürmektedir. Kuzey Afrika ülkeleriyle ilişkilerin ise genellikle Akdeniz havzası, enerji diplomasisi ve göç yönetimi ekseninde farklı diplomatik platformlar üzerinden yürütüldüğü bilinmektedir.
Açılış konuşmasını yapan MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, Türkiye’nin Afrika’yı kısa vadeli çıkar alanı olarak görmediğini; eşitlik, karşılıklı egemenlik saygısı ve sürdürülebilir ortaklık ilkeleri çerçevesinde hareket ettiğini vurgulamıştır. “Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler” yaklaşımının altını çizen Köse, Türkiye’nin sahada somut ve kalıcı sonuç üretmeyi hedefleyen bir anlayış benimsediğini, bunun üçüncü ülkeler aleyhine kurgulanmadığını ifade etmiştir. Köse’nin konuşmasındaki stratejik çerçeve ve seçilmiş söylem unsurları, Türkiye’nin kıtaya yönelik perspektifini yansıtırken Afrika’nın bir güç rekabeti sahası olarak konumlandırılmadığını ortaya koymakta ve aynı zamanda kıta üzerinde nüfuz ve etki alanı arayışındaki üçüncü ülkelere yönelik açık bir mesaj içermektedir.
Somali heyetinin açıklamaları ise güvenlik boyutunun pratik yansımalarını ortaya koymuştur. Somali Adalet ve Anayasal İşler Bakanı Hassan Moallin Muhamoud Sheikhali, Türkiye-Somali ilişkilerinin eşitlik temelinde ilerlediğini; terörle mücadele, deniz güvenliği ve sınır aşan suçlarla mücadele........
