Fadime'ye yıllarca güldük, Rahmi Koç'a soruşturma açtık
Bir zamanlar Türkiye'de siyasetçiler kürsüde fıkra anlatırdı.
Sadece siyasetçiler değil... İş insanları, akademisyenler, televizyon yıldızları...
Temel fıkraları anlatılırdı. Lazlarla ilgili şakalar yapılırdı. Kayserililerin cimriliği, Karadenizlilerin cin fikirleri ve saflığı, Bektaşilerin hazırcevaplığı üzerine kurulu yüzlerce hikaye dolaşırdı.
Temel, Dursun ve Fadime'nin anılmadığı fıkralar eksik görülürdü.
Üstelik bunlar televizyon ekranlarında anlatılırdı.
Süleyman Demirel'in siyasi kariyerinin ayrılmaz parçalarından biri fıkralarıydı. Turgut Özal da konuşmalarında sık sık halk arasında dolaşan mizahi hikayelere yer verirdi. Dönemin gazeteleri bu fıkraları manşetlere taşır, televizyon programları tekrar tekrar yayınlardı.
Zaman zaman karşı çıkanlar olsa da kimse bunları nefret söylemi olarak tanımlamıyordu, hoşgörü iklimi hakimdi.
95 yaşındaki Rahmi Koç'un bir açılış töreninde anlattığı kısa bir fıkra sosyal medyada büyük bir tartışma başladı. Tepkiler kısa sürede savcılık soruşturmasına kadar uzandı. Üstelik, dolaşıma sokulan kayıtta diyaloğun ne önü ne de arkası var…
İlk bakışta cevap sosyal medya gibi görünüyor. Eskiden yalnızca evinde televizyon olanların öncelikli duyduğu, ertesi günün gazetelerinde daha büyük kesime ulaşan bir söz artık milyonlarca kişiye birkaç saat içinde ulaşabiliyor.
Ancak değişim bununla da sınırlı değil.
Sosyolog Erving Goffman'ın ‘kamusal........
