menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Attilâ İlhan'dan Yalçın Küçük'e kırmızı kaşkolun hikayesi

29 0
28.04.2026

1789’da başlayan Fransız Devrimi, kırmızı rengin politik anlam kazanmasında ilk dönüm noktalarından biri oldu. Devrim sırasında kırmızı, başlangıçta olağanüstü hal ve baskıyı simgelerken, kısa sürede halkın mücadelesinin ve dökülen kanın rengi olarak benimsendi. Bu anlam, 18 Mart–28 Mayıs 1871 tarihleri arasındaki Paris Komünü ile daha da pekişti; kırmızı bayrak, işçi sınıfının ve sosyalist hareketin temel sembollerinden biri haline geldi.

19.yüzyıl boyunca Avrupa’daki işçi hareketleri ve grevlerde kırmızı bayrak yaygınlaştı, 20.yüzyıl başlarında aksesuara dönüştü. 1917’deki Rus Devrimi sonrasında Sovyetler Birliği’nde kurulan gençlik örgütlerinde kırmızı fular, ideolojik aidiyetin bir göstergesi olarak kullanılmaya başlandı. Aynı dönemde işçiler ve militan gruplar, pratik nedenlerle kullandıkları boyun bezlerini zamanla politik bir işarete dönüştürdü.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’daki direniş hareketleri bu sembolizmi farklı bir yere taşıdı. İtalya’da faaliyet gösteren Garibaldi Taburu, II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi işgali ve Mussolini’nin faşist yönetimine karşı mücadele eden, İtalyan Komünist Partisi’ne yakın partizan birliklerdi; kırmızı fularları ve sembolleriyle anti-faşist direnişin en görünür unsurlarından biri oldular.

Aynı yıllarda Fransa’daki Fransız Direniş gruplarında da boyuna takılan bezler ve fularlar, hem pratik kullanım hem de aidiyet göstergesi olarak öne çıktı. Bu parçalar, operasyonlar sırasında yüzü gizleme ve korunma işlevi görürken, aynı zamanda direniş kimliğinin görünür unsurlarından biri haline geldi.

Kırmızı fular ve bandanalar, savaş sonrası dönemde Avrupa dışına da taşındı. 1953–1959 yılları arasında gerçekleşen Küba Devrimi sırasında Fidel Castro ve Che Guevara liderliğindeki gerilla birliklerinin kullanımıyla zaman içinde devrimci kimliğin parçası haline........

© OdaTV