menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İkinci Karadeniz Seferi

22 0
07.09.2026

Trabzon’dan Artvin’e kadar gidip yaylaları dolaşmıştım ya,bu kere de Sarp kapısını aşıp Batum’a uzanayım dedim.

Doyamadım Karadeniz’e.Doğasına,yeşiline, denizine,mutfağına,kültürüne.Biraz da sınırın ötesini göreyim istedim.Sarp kapısına 17 yıl önce muhteşem bir bina yapmışız.Dışardan bakınca harika ve modern ama içine girince insanı çileden çıkaran,asansörleri ve yürüyen merdivenleri çalışmayan,inişli çıkışlı bir yapı.Niye düz yapmamışlar,neden 15 dakikadan bile uzun yürütüyorlar insanları, anlamak mümkün değil..Yaşlıların yürümesi imkansız,tekerlekli hasta arabası bile yok. Birbirini neredeyse ezip geçecek bir kalabalık, itişmeler-kakışmalar,bizim taraftan aldıkları malları siyah çöp torbalarına doldurup çeken Gürcüler,tam bir curcuna anlayacağınız…

Pasaport polisinin önünde bile disiplinli kuyruk yapamıyor,birbirini itip duruyor yolcular.Kan ter içinde binbir güçlükle mücadele ederek geçiyorsunuz Batum tarafına.Gürcüler akıllıca yapmışlar binayı. Öyle uzun süre yürütmüyorlar insanları ve düz yapmışlar geçişi.O nedenle zahmetsiz varıyorsunuz Batum tarafına.İnsan geçişi böyle ama,TIR geçişi çok farklı.Yüzlerce TIR saydım Gürcistan’a geçmek için bekleyen. Rusya’ya ve Türki Cumhuriyetlere de buradan gidilebiliyor ancak.Gürcüler günde ancak 350 tır’ın giriş işlemlerini yapabiliyorlar.Diğerleri günlerce bekliyorlar.Acıdım TIR şoförlerine. Bir o kadar TIR da,Batum tarafındaki yollarda park etmişler, bekleşip duruyorlar.Bizim mallarla yüklü binlerce TIR’ı görünce,o zaman anladım bizdeki pahalılığın sebebini.İhracattan arta kalanı yiyip içip,giyiyoruz galiba.Haliyle........

© ngazete