menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şah İsmail’in göz yaşları

18 5
03.01.2026

Yok. Başlığa bakıp da, Yavuz Sultan Selim’e Çaldıran’da yenilen, sonraki ömrünü de üzüntüyle geçiren ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail’den bahsedeceğimi sanmayın. Benim amacım, sözü bir zamanlar İstanbul’da pek moda olmuş çadır tiyatrolarına getirmek.

İstanbul o zamanlar, şimdi televizyonda ara sıra oynatılan siyah-beyaz filmlerdeki İstanbul. Yani betonu az, ağaçları, çiçekleri bol bir İstanbul. Sadece ana caddelerinden tek tük “hususi” taksi geçen, ama Karagümrük gibi o zamanın uzak semtlerine bile çan çan tramvay işleyen bir İstanbul.

Akşam olduğunda bütün evleri, bahçeleri saran hanımeli, leylak , yasemin çiçeklerinden, ıhlamur, manolya ağaçlarından yükselen kokudan başım dönüyor. Gökyüzü silme yıldıza kesmiş. Ateş böcekleri, karanlığın içinde ışıklı uçurtmalar gibi…

İşte İstanbul’un İstanbul olduğu o dönemlerde, biz çocuklar, özellikle de bizim gibi, adı o zamanlar “sayfiye semtleri” diye bilinen Anadolu yakasında oturanlar, yazları iple çekiyoruz.

İple çekiyoruz, çünkü okul tatil olacak ve biz tam dört ay “mektep tatili” yapacağız.

Ama en çok beklediğimiz çadır tiyatrosu. O zamanlar yazlık sinemalar henüz yaygınlaşmamış. Kadıköy’de, Bahariye’de, Moda’da falan var ama para yok ki o kadar uzak semtlere gidebileyim. Çadır tiyatrosu ise, gelip neredeyse evin hemen yanıbaşındaki boş arsaya kuruluyor, iki adımda kapısındayım.

Haziran’ın ilk günleri. “Yoksa bu yaz gelmeyecekler mi” meraklanışları. Derken bir sabah alışılmadık gürültülerle uyanış. Pencereden bir bakıyorum ki, gelmişler. Rengi iyice solmuş yeşil çadır bezi evin yanındaki boş arsaya yayılmış. Uzunlu kısalı çadır direkleri. İnceli kalınlı ipler. Testereler, çekiçler, balyozlar. Kalın iplerle birbirine kenetlenmiş, kadidi çıkmış sandalyeler.

Yıllardır bu işi yapa yapa ustalaşmış adamlar, şıpınişi çadırı kuruveriyor. Yerden bir iki basamak yüksek seyyar sahne, koltuklar, sandalyeler, hepsi tamam.

Yüreğim tıp tıp atarak........

© Muhalif