menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İRAN KAZANDIĞI İNANCIYLA SAVAŞI BİTİRMEK İÇİN YÜKSEK BEDEL TALEP EDİYOR

30 0
23.03.2026

İRAN KAZANDIĞI İNANCIYLA SAVAŞI BİTİRMEK İÇİN YÜKSEK BEDEL TALEP EDİYOR

ABD‘nin en prestijli basın organlarından en çok satan gazetesi Wall Street Journal‘ın ödüllü dış haber müdürü Yaroslav Trofimov Dubai’den bir haber yazmış, 21 Mart 2026 tarihinde Wall Street Journal  gazetesinde  yayınlanmış.

İRAN KAZANDIĞI İNANCIYLA SAVAŞI BİTİRMEK İÇİN YÜKSEK BEDEL TALEP EDİYOR

Tahran, riskli bir kumar oynayarak Trump’ın iradesini yenme ümidiyle Ortadoğu’nun enerjisini ele geçirmeyi planlamakta.

Savaşın üçüncü haftası biterken, İran rejimi bu savaşı kazandığına ve Washington’a Ortadoğu enerji kaynaklarındaki hâkimiyetini onyıllarca pekiştirecek bir anlaşmayı dayatma gücüne sahip olduğuna inanıyor. Ancak bu yaklaşım, Başkan Trump’ın kararlılığının veya İsrail’in İslam Cumhuriyeti’nin liderliğine ve askeri yeteneklerine stratejik darbeler indirme kapasitesinin unutulmasından kaynaklanmış olabilir.

Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, piyasaları sakinleştirmeye ve Tahran’ı tahmin yürütmeye zorlarken, savaşın ne kadar süreceği konusunda karışık sinyaller vermekte. Netanyahu Perşembe günü savaşın “insanların düşündüğünden çok daha hızlı” biteceğini söyledi. Trump da Pentagon Ortadoğu’ya binlerce ek deniz piyadesi gönderirken bile, ABD’nin çatışmayı “yakın gelecekte” sona erdireceğini söyledi.

Ancak sorun şu ki, İran’ın da silahların ne zaman susacağına dair söz hakkı var. Görünen o ki şimdilik zamanın kendi lehine işlediğini düşünüyor.

ABD ve İsrail’in fırlatma rampalarını ve füze stoklarını imha etme konusundaki iyimser açıklamalarına rağmen, İran Ortadoğu genelinde her gün düzinelerce balistik füze ve çok daha fazla insansız hava aracı fırlatma yeteneğini koruyor. Azalmak bir yana, son günlerde Tahran’ın ateş açma oranı 10 gün öncesine kıyasla arttı. İran’ın bu haftaki karşı saldırıları Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki önemli enerji tesislerine felaket hasarlar verdi. Bir yandan İran’ın kendi petrol ihracatı da hızla artmaya devam ediyor.

Basra Körfezi’nin en önemli geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişi, ancak İran’ın izniyle mümkün. Bu arada, yükselen petrol ve doğalgaz fiyatları, dünya ekonomilerine giderek artan acılar veriyor. Bunlar Trump’ı 28 Şubat’ta hızlı bir zafer beklentisiyle başlattığı savaşı sona erdirmeye zorluyor.

İran analisti ve İran’ın dış ilişkileri üzerine bir kitabın yazarı Dina Esfandiary, “İranlılar savaşı sona erdirmeye hazır değiller çünkü önemli bir ders aldılar:  kolay ve ucuz bir şekilde çok fazla hasara ve yıkıma neden olabiliyorlar. Şimdi tüm dünyanın da bu dersi öğrenmesini istiyorlar,” dedi.

Tahran, elindeki kozları görerek, ateşkesi ancak Washington ve Körfez ülkeleri ağır bir bedel öderse kabul edeceğine söz verdi. İran Parlamentosu Dışişleri ve Savunma Komitesi sözcüsü İbrahim Rızâî, Cuma günü askeri komutanlarla yaptığı görüşmenin ardından, Tahran’ın “saldırganları cezalandırmaya odaklandığı” için ABD ile herhangi bir görüşmenin gündemde olmadığını söyledi. Diğer İranlı liderler de aynı derecede mutlak zafer öngören tavırlar sergilediler. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, İran’ın ABD için yeni bir Vietnam olduğunu bildirdi.

Ancak bu rahat söylemler, Washington’un kararlılığını hafife almış olabilir.

İlk Trump yönetiminde Beyaz Saray Ortadoğu Özel Temsilcisi görevi yapan Jason Greenblatt, “bu kibirli yaklaşım İranlılara zararlı olur çünkü Trump’ın onların kazanmasına izin veremeyeceğini, çıtayı ne kadar yükseltebileceğini anlamıyorlar” dedi. Eski temsilci, “bu hata büyük bedele mal olur, ancak sorunu çözmemenin bedeli de yıllar geçtikçe çok daha pahalıya patlar” dedi.

İranlı liderlerin son günlerde savaşı sona erdirmek için öne sürdüğü şartlar arasında ABD ve müttefiklerinden büyük miktarda tazminat ve Amerikan askeri güçlerinin bölgeden çıkarılması yer alıyor. Ayrıca, uluslararası hukuka göre gemilere serbest seyrüssefer garanti edildiği uluslararası bir su yolu olan Hürmüz Boğazı’nın, dünyanın tankerle taşınan ham petrolünün üçte birini kontrol eden İran’a ait ücretlu geçiş gişesine dönüştürülmesini de istiyorlar.

İran, Hürmüz Boğazı’na “yeni statü” vermeyi planlıyor. Bu yeni statü, boğazdan geçen her geminin Tahran’a geçiş ücreti ödemesini gerektirecek. İran’ın ekonomi işlerinden sorumlu danışmanı ve Yüksek Danışma Konseyi üyesi Muhammed Muhbir, İran Mehr haber ajansına demecinde, “İran, yaptırım uygulanan bir ülke konumundan çıkıp bölgede ve dünyada güçlenen bir ülke konumuna geçerek, hegemonya kurma peşindeki müstekbirlere yaptırım uygulayacak” dedi.

ABD’nin ve Körfez ülkelerinin böyle bir düzenlemeyi kabullenmesi imkansız. Trump, gerekirse güç kullanarak Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma sözü verdi. Orta Doğu’ya deniz piyadeleri seferberlik birlikleri gönderme emri verdi. Trump, Cuma günü kendi sosyal medya organı Truth Social’da yaptığı paylaşımda, Avrupa müttefiklerini göreve katılmayı reddettikleri için eleştirerek, Hürmüz Boğazı’ndan geçen nakliye yollarını güvence altına alma çabasının “düşük riskli basit bir askeri manevra” olacağını ilan etti.

Askeri uzmanlar, insansız hava araçları ve taşınabilir gemisavar füzeleri çağında Hürmüz Boğazı’nı geri almanın basit olmadığını, ancak imkansız da olmadığını söylüyor. Mitchell Havacılık ve Uzay Çalışmaları Enstitüsü Dekanı ve emekli ABD hava korgeneral David Deptula, ABD hava üstünlüğü sayesinde artık mevcut olan 24 saat istihbaratın ve gözetleme uçuşlarının, İran silah sistemlerinin hızlı bir şekilde hedef alınmasıyla birleştiğinde böyle bir operasyonun mümkün olacağını savundu. “Bir gecede olmazsa da birkaç hafta içinde Hürmüz Boğazı, çatışma başlamadan önceki gemi trafiği seviyesine geri döner. Hürmüz boğazı kontrolünü İran ele geçiremez, biz ele geçiririz” iddiasında bulundu.

Londra merkezli Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika programı müdürü Sanem Vekîl, İran’ın stratejik su yolunun kontrolünü ele geçirmesine izin vermenin jeopolitik sonuçlarının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. “Eğer ABD geri çekilirse, İran’ın en iyi yaptığı şeyi yani herkesi rehin almayı sürdürmesine izin verirse, o zaman savaş Amerika Birleşik Devletleri ve Başkan Trump için kesin bir yenilgi olur” diyor.

Diplomatlar ve analistler, Trump’ın piyasa baskısı veya savaşa hızlı bir son isteyen seçmenlerin baskısı altında İran’ı Hürmüz Boğazı’nın kontrolünde bırakması durumunda bile, bu düzenlemenin uzun süre sürdürülebilir olmayacağını ve yakın zamanda yeni bir savaşın başlayacağını savunuyorlar.

Dubai merkezli Qamar Energy danışmanlık firmasının genel müdürü Robin Mills, “bu, Körfez ülkeleri için çok tahammül edilebilir veya kabul edilebilir bir durum olmaz. Körfez’in çoğu enerji müşterisi başta Hindistan ve Japonya zaten karşı çıkar ama Çin bile kabullenmez” dedi. “ABD’nin böylesi aşağılanması ileride Trump’ı veya başka birini geri dönüp bu statüyü değiştirmeye iter” yorumu yaptı.

ABD-İran ilişkileri üzerine bir kitabın yazarı Orta Doğu Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı Alex Vatanka, İran liderliğinin şu anda müzakere etmeyi seçmesi halinde ABD ile bir anlaşma için önemli bir pazarlık gücüne sahip olmasına rağmen, İslam Cumhuriyeti’nin ilk günlerinden beri gerçekçi olmayan katı politikalara bağlı kalma geçmişini de sürdürdügünü belirtiyor. Ona göre İran-Irak savaşı sırasında İran, 1982 yılına kadar ik yıl içinde topraklarının her karışını işgalden kurtarmasıma rağmen Saddam Hüseyin rejimiyle altı yıl sonra 1988’de, ancak büyük yıkım ve her iki tarafta da yüz binlerce ölümün ardından ateşkes anlaşması imzalamıştı.

Vatanka “İran’ın diplomatik ve askeri cephede fırsatları değerlendirmeme geçmişi var, görünüşe, sloganlara, zayıf görünmemeye çok önem veriyor. Ancak gerilimi tırmandırabilecek olan sadece İranlılar değil. Amerika Birleşik Devletleri de gerilimi tırmandırabilir” diyor.

Ona göre tüm dehşetine rağmen, İran-Irak savaşı aynı zamanda İslam Cumhuriyeti’nin kuruluş efsanesini oluşturdu, sonraki kırk yılda gücünü pekiştirdi. Rejimin en tehlikeli düşmanıysa şimdi İran halkı: gectiğimiz Ocak ayındaki gösteriler bastırılırken binlerce protestocu öldü.

Paris’te İran uzmanı profesör Nicole Grajewski ise bu savaşın, eğer devam ederse İran rejimini içeride güçlendireceği uyarısını yapıyor, iktidarın bunu yeni bir İran-Irak savaşı olarak göstereceğini savunuyor. “Bu savaşın sonucu, rejimi daha köklü ve daha militarist hale getirdi. Hayatta kalmak ve ABD ile İsrail’e karşı koymak etrafında yeni bir kuruluş efsanesi ortaya çıktı” diyor.

Prof. Dr. Muttalip Kutluk Özgüven


© Mir'at Haber