Hocalığımdan utandım
Yetmiş beş yaşında bir hanımefendi, arkadaşlarıyla konuşurken, “Daha ilkokula gitmediğim bir zamanda yolda oyun oynarken yerde beş lira buldum.
Dünyalar benim oldu, hemen arkadaşımla bakkala koştum “Bana şeker ver” dedim ve beş lirayı uzattım.
Bir kese kâğıdına şekerleri koydu, paranın üstünü de verdi.
Arkadaşımla birlikte yemeye başladık, doyduk ama şeker bitmedi.
Sevinerek eve geldim, anneme elimdeki paraları verdim, annem nereden bulduğumu sordu.
“Yolda buldum” dedim annem ellerini havaya kaldırdı ve ‘Amanııııın’ dedi, iki elini dizlerine öyle vurdu ki, daha sonra beş parmağın izini gördüm ve annem “Bunun sahibi bu parayı kazanmak için kim bilir kaç gün çalıştı” diye sızlandı durdu.
Babama parayı teslim etti, babam da mahallede herkese duyurmaya çalıştı, sahibini buldular ve teslim ettiler.
İşte o gün annemin ‘Amanıııın” demesi ve ellerini dizlerine vurması beni her zaman harama karşı dizginlemiştir” dedi.
İşte eğitim de, öğretim de bu.
Yürek yangınıyla dışarı çıkan bir tek kelime “Amanıııın” kelimesi ve iki el........
