menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adamcılık, iltimas, adalet

17 0
16.01.2025

Memleketimizin ana sorununu; iltimas isteme veya amiyane tabiriyle kıyak geçme ihtiyacı olarak görüyorum. Bu iltimas, torpil, adamcılık, memleketçilik mefhumunu anlamak için herhangi birimiz bir devlet dairesine veya hatta özel bir kuruma giderken bile bir tanıdık arama ihtiyacı hissettiğimizi hatırlayalım. Kayırmacılık kendimizi ön plana çıkarmak isteği, yetkili kişide ise tanıdık kişiyi diğerlerinden ayrı tutma gerekliliği olarak tezahür ediyor. Bu, sen bana ben sana şeklindeki çete ruhunun tezahürüdür. Bu, “Kardeşinizi kendinize tercih edin” diyen Efendimiz’in bize öğrettiği dine uygun değildir.

Adamcılık sorununu besleyen, diri tutan ve toplumun temel mekanizmalarından biri olarak yaşatan iki kaynak var. Birisi, diğer insanların önüne geçme, beklemek, sabretmek istememe karakteri. Diğerlerine önem vermemek, kendini her zaman diğerlerinin önüne koymak, daha doğrusu diğerleri varmış yokmuş hiç fark etmemesi şeklinde ortaya çıkan ruh hali. Ama madalyonun diğer yüzü de sistemin tanıdık diye bir mefhumu gerektirmesi, tanıdık araya sokmadan birçok işimizi yapamıyor olmamız. En doğal hakkımızı almak için bile birini bulmak gerekmesi. Her ikisi de birbirini besliyor ve sonuç, adamı olmayan hep geride kalıyor. Bunun resmi bir dairede sıra beklerken tezahürü, kişinin birkaç saatini, belki gününü zayi etmesi oluyor. Torpil, işe alımlarda olduğunda birçok kişinin hayatını etkiliyor. Tanıdık işi ihale verirken veya herhangi bir devlet işlerinde olunca, kaçınılmaz olarak bir milletin geleceğini ipotek altına alıyor. Adalet mekanizmasında ortaya çıktığında ise bu bizim adam, yapmamıştır diye başlayan kayırmalara yol açıyor. İnanılmaz haksızlıklar oluyor ve devletin temeli sallanıyor. Haklıyken zulme uğrayan bir insanın çektiklerini tarif etmek, hissetmek imkânsız. “Mazlumun ahından korkun, onunla Allah arasında perde yoktur” hadisini anlasak bu durumların hepsinde kısmen de olsa mazlumluk oluşturduğumuzu bilerek hareket ederiz. Bu hadis-i şerifi Efendimiz, vergi tahsiline gönderdiği sahabe efendimize, Hz. Muaz’a tembihliyor. Bu kayırmacılıkların tamamı bir ülkenin kaynaklarının verimsiz kullanılmasına ve kararların yanlış alınmasına yol açıyor. Hem tanıdık olan eksik, yetersiz adamın doğru karar alması daha zor oluyor hem de adamın pozisyonu, alacağı kararı verebilecek bir seviyedeyse bile iltimas ilişkileri bu kararını etkiliyor. Kendisini bu yere getirenlere borçlu hissediyor, sistem zaten bunun üzerine kurulu maalesef. Ehliyet ve liyakat esas olmayınca istişare mekanizması da işleyemiyor. İdareci ne sorup........

© Milli Gazete