ATEŞKES BİR İLLÜZYON MU?
Uluslararası ilişkiler literatüründe ateşkesler, tarafların insani mülahazalarla sivil kayıpları önlemesi ve diplomatik çözüme şans tanıması için kurgulanır. Ancak soykırımcılığı artık küresel kabul gören İsrail askeri doktrinine göre ateşkesler, stratejik birer mola amacına matuf olmaktan ibarettir. Silahların görece sustuğu kısa dönemlerin akabinde gerçekleşen saldırılar, ilkinden çok daha yıkıcı, çok daha amansız ve geniş kapsamlı gerçekleşmiştir. Bu durum, katliamların anlık birer cinnet hâli ya da operasyonel kaza olmadığını, tam aksine planlı soykırımın parçası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ateşkes süreçlerinin bitimiyle birlikte Gazze’nin kuzeyinden güneyine kadar uzanan dar sahil şeridinde, sivil yerleşim yerleri, sığınma kampları ve BM okulları eş zamanlı olarak ağır bombardımanlara maruz kaldı. İsrail ordusunun "güvenli bölge" olarak ilan ettiği ve yüz binlerce yerinden edilmiş insanın sığındığı daraltılmış alanlar (örneğin El-Mevasi bölgesi veya Refah’ın çadır kentleri), bizzat buralara sığınan sivillerin tepesine inen güdümlü mühimmatların hedefi oldu.
Uluslararası kamuoyunun büyük puntolarla paylaştığı, Trump’ın gevrek gevrek canlı yayınlarda duyurduğu ateşkeslerin sahadaki yansıması, barıştan ziyade sistematik bir ihlal kronolojisine dönüştü. Gazze'deki duruma dair toplanan veriler, ateşkes anlaşmalarının İsrail tarafından adeta yok sayıldığını net biçimde ortaya koymaktadır. 10 Ekim 2025 tarihinde ilan edilen ve yürürlüğe giren geniş kapsamlı ateşkes anlaşmasından sonraki süreç incelendiğinde, vaat edilen sükunetin bir illüzyondan ibaret olduğu açıkça görülmektedir.
Soykırımcı İsrail, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesi, takip eden aylar boyunca (Mayıs 2026 sonuna kadar) en az 3 bin kez ihlal ederek sözünde durmadığını apaçık göstermiştir. Al Jazeera ve bağımsız gözlemcilerin analizlerine göre, ateşkes sürecindeki 235 günün 211'inde Gazze doğrudan hava, topçu ve sıcak ateş saldırıları ile hedef alınmıştır. Yani "ateşkes" adı verilen bu dönemde,........
