menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke’yi kalple okumak

10 0
previous day

Yola çıkmak yolda olmanın bilincine varmaktır. Zira her yolculuk başlangıç ve bitiş durakları arasındaki o kısacık zamanda büyük göçü düşündürecek bir kabiliyet taşır. Hele konaklanan menzil İslâm medeniyetinin mayasını bulunduruyorsa; hafızası, hatırası, rüyası dünyaya doğan o Nur ile doluysa...

Mekke. Safa’nın ve Merve’nin, kıyamın ve zemzemin şehri. Son peygamberi bir inci tanesi gibi bağrından çıkardığı hâlde onun kendinden kaçışına, saklanışına şahit olan ve yeniden geleceği günü hasretle bekleyen soylu belde. Sevileni peygamberliğe hazırlayan ve ilk vahyin “oku!” emriyle buluşturan Hira Dağı da onda, sevilenin Medine’ye hicretinin önemli bir cüzünü temsil eden sığınış sembolü Sevr de; “korkma Ya Ebubekir, Allah bizimle beraberdir.”

Haccın toplanma ve eşitlenme meydanı Arafat da onda, ilk iman sahibi Haticetü-l Kübra’yı ve nice güzideyi bağrında saklayan Cennetü’l-Mualla da...

Yaratanın “Celâl” sıfatıyla tezyin ettiği mekân. Heybetli. Vakur. Buna rağmen yabancılık duymak, kabz hâli yaşamak yok onda. Zira her gözyaşı aynı nehre akıyor, titreyen kalplerin elçisi eller aynı ahenkle göğe açılıyor. Tebessümler, ümitler, sevinçler aynı hizada duruyor. Mekke Kâbe’nin muhafızı olduğu için emniyetli. Kâbe. Yüzyıllardan beri........

© Milat