menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beyaz perdede kara kıta

3 0
10.08.2026

Afrika’nın Zincirleri: Sinemada Kölelik, Hafıza ve Özgürlük

I. Hafta— Afrika'nın Kendi Hikâyesi: Köleliği Kim Anlatıyor?

Tarih, yalnızca yaşanan olayların toplamı değildir. Tarihi asıl anlamlı kılan, o olayların kim tarafından, hangi bakış açısıyla ve hangi amaçla anlatıldığıdır. Çünkü geçmişin nasıl hatırlandığı, toplumların bugün kendilerini nasıl tanımladığını ve dünyaya nasıl baktığını da belirler. Afrika kıtasının kölelik tarihi de uzun yıllar boyunca büyük ölçüde Afrika dışından anlatıldı. Batılı anlatılarda Afrika çoğu zaman edilgen, kendi kaderini belirleyemeyen ve dış güçlerin müdahalesine açık bir coğrafya olarak resmedildi. Avrupa’nın “keşfettiği”, yönettiği ve dönüştürdüğü bir kıta imgesi uzun süre sinema ve popüler kültür üzerinde etkili oldu.

Oysa Afrika’nın kölelik deneyimi çok daha karmaşık bir tarihe sahiptir. Bu tarih yalnızca Avrupalı köle tacirleri ve Atlantik geçişlerinden ibaret değildir. Afrika toplumlarının yaşadığı iç dönüşümleri, yerel iktidar mücadelelerini, savaş ekonomilerini, sömürgeciliğin kalıcı etkilerini ve milyonlarca insanın zorunlu göçü sonucunda oluşan diaspora deneyimini de kapsar. 23 Ağustos Köle Ticaretinin Anılması ve Kaldırılması Uluslararası Günü vesilesiyle hazırladığımız “Afrika’nın Zincirleri: Sinemada Kölelik, Hafıza ve Özgürlük” dosyasının ilk bölümünde kamerayı Afrika’nın kendi anlatılarına çeviriyoruz. Bu haftanın temel sorusu ise şu: Afrika’nın kölelik tarihi, Afrikalı sinemacıların gözünden nasıl anlatılıyor?

Sankofa: Geçmişe Dönmeden Gelecek Kurulabilir mi?

Bu haftanın merkezindeki film, Etiyopya asıllı yönetmen Haile Gerima’nın 1993 yapımı Sankofa’sı. Filmin adı, Gan’nın Akan kültüründen gelen önemli bir kavrama dayanıyor. Sankofa, “geri dön ve geçmişten öğren” anlamına geliyor. Ve bu kavram aslında filmin bütün mesajını özetliyor. Filmde Amerikalı bir model, Gana’daki bir köle kalesini ziyaret eder. Ama burada yalnızca tarihsel bir mekânla karşılaşmaz. Geçmişin içine girerek Atlantik köle sisteminin gerçekliğiyle yüzleşir. Sankofa, köleliği yalnızca fiziksel bir esaret olarak göstermiyor. Film, asıl yıkımın hafıza üzerindeki etkisine odaklanıyor. Çünkü kölelik insanların bedenlerini zincire vurmakla kalmadı. Aynı zamanda isimleri, dilleri, kültürleri ve aidiyetleri de hedef aldı. Geçmişini unutan bir toplum, bugününü gerçekten anlayabilir mi? Bu nedenle Sankofa, yalnızca köleliği anlatan bir film değildir. Geçmişle yüzleşmenin, kimliği yeniden kurmanın ve hafızayı geri kazanmanın sinemadaki en güçlü örneklerinden biridir.

Adanggaman: Köle Ticaretinin Afrika İçindeki Yüzü

Fildişi Sahili sinemasının önemli örneklerinden biri olan Roger Gnoan M’Bala’nın Adanggaman’ı (2000), köle ticaretinin daha az konuşulan bir boyutuna odaklanıyor: Batı Afrika’daki yerel iktidarların ve siyasi aktörlerin köle ticaretindeki rolü. Film önemli bir soruyu gündeme getiriyor. Atlantik köle sistemi yalnızca Avrupa’nın........

© Milat