Zamanın tanığı, insan da değişti
Kıymetli okurlarım, herkes yaşadığı zamanın tanığıdır. Ömrümün altmış yılına yaklaşırken bu ülkenin mevsimlerini, köylerini, şehirlerini, insanlarını tanıdım ve yaşanan afetlerini gördüm. Çocukluğumun yazlarını da hatırlıyorum, bugünün kavurucu sıcaklarını da… O günlerin bereketli yağmurlarını da gördüm, bugün şehirleri felç eden selleri de… Yeşilin bin bir tonuna bürünen ormanlarımızı da gördüm, günlerce yanarak küle dönen dağlarımızı da…
Elbette geçmişi romantikleştirmek doğru değildir. O yıllarda da yangınlar çıkıyor, seller yaşanıyor, depremler oluyordu. Ancak bugün haklı olarak şu itiraz yükseliyor: "Eskiden medya yoktu, sosyal medya yoktu, internet yoktu. Belki bunlar oluyordu ama biz duymuyorduk."
Bu düşünce kısmen doğrudur. Haberleşme imkânlarının sınırlı olması nedeniyle birçok olay yerel sınırların dışına çıkmıyordu. Bugün bilim insanları aşırı sıcakların hem sıklığının hem de şiddetinin arttığını açıklıyor. Demek ki değişen sadece haberleşme araçları değildir.
Asıl değişen, insanın yaşam tarzıdır.
Bundan elli-altmış yıl önce dünya nüfusu bugünkü kadar kalabalık değildi. Türkiye'de nüfusun büyük çoğunluğu köylerde yaşıyor, toprağını ekiyor, hayvanlarını yetiştiriyor, tabiatın ritmine göre bir yaşam sürüyordu. Köy hayatı zordu; emek isterdi, sabır isterdi. Buna karşılık şehirler daha konforlu, daha cazip ve daha umut dolu........
