menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yener Orkunoğlu yazdı: Francis Fukuyama ve Amerikan siyasal düzeninin hazin sonu

4 3
07.02.2026

Fukuyama’nın “tarihin sonu” iyimserliğinden “siyasal çürüme” uyarısına uzanan düşünsel dönüşümü, ABD’de kurumsal tıkanma, artan eşitsizlik ve güven kaybıyla somutlaşan bir düzen krizine işaret ediyor.

Tarih, bazen en parlak anlarında en derin karanlığını saklar. 1992 yılıydı; dünya devasa bir dönüşümün eşiğindeyken genç ve iddialı bir düşünür olan Francis Fukuyama, insanlığın ideolojik evriminin varış noktasına ulaştığını tüm dünyaya müjdeliyordu. Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla simgelenen o dönemde, Batı tipi liberal demokrasi “tarihin sonu” olarak ilan edilmişti. O günlerde bu tez, adeta zafer sarhoşluğunun bir manifestosu gibiydi. Ancak zaman, tarihin en acımasız yargıcıdır. Bugün, o mağrur iyimserliğin yerini derin bir endişe, sarsılmaz bir güvenin yerini ise “siyasal çürüme” kavramı almış durumda.

Francis Fukuyama’nın düşünsel serüveni, aslında modern dünyanın hayal kırıklığının bir özeti gibidir. 2014’te kaleme aldığı “Siyasal Düzen ve Siyasal Çürüme” adlı eserinde, bir zamanlar idealleştirdiği sistemin içeriden nasıl kemirildiğini gözler önüne seriyor. Artık karşımızda zafer kazanan bir model değil, kendi ağırlığı altında ezilen, hantallaşmış, yönünü ve ruhunu kaybetmiş bir yapı var.

Hayal kırıklığına uğrayan Fukuyama’nın betimlediği ABD’nin siyasal çürümesine, Epstein dosyasıyla ahlaki erozyon da eklendi. Epstein vakası, modern tarihin yalnızca en karanlık suç dosyalarından biri değil; aynı zamanda Amerikan “kurulu düzeninin” içine sürüklendiği sistemik, ahlaki ve entelektüel kokuşmuşluğun bir röntgenidir. Ortaya saçılan pislikler, birkaç sapkın bireyin eylemlerinden ziyade; siyasetin, akademiyanın, finans ve kültür endüstrisinin nasıl bir “dokunulmazlar sınıfı” yarattığını ve bu sınıfın kendi içinde nasıl bir çürüme sarmalına girdiğini göstermektedir.

Ancak bu yazımda daha önce video kanalımda da ele aldığım üzere, Francis Fukuyama’nın ABD’deki siyasal çürüme konusundaki görüşlerini kısaca açıklamak istiyorum. Önemi nedeniyle Epstein vakasını ayrı bir yazıda değerlendirmem daha doğru olacaktır.

ABD hegemonyasının sarsılmaz olduğu inancı, 1989-2008 arasındaki kısa, “altın çağda” zirve yapmıştı. Ancak bu görkemli tablo, 2008 küresel finansal kriziyle ilk büyük çatlağını aldı. Fukuyama’ya göre Amerikan çağının sonu, Kabil’in düşüşünden çok önce, finansal düzensizliklerin ve derinleşen sosyal eşitsizliklerin belirginleştiği o dönemde fiilen başlamıştı.

Yine de dünyanın zihnine kazınan en travmatik görüntü, Ağustos 2021’de Afganistan’dan geldi. 20 yıllık devasa bir askeri yatırımın ardından, ABD destekli hükümetin........

© Medyascope