Üretim mi “ponzi” mi?
Üretime dayalı ekonomi yahut reel ekonomi mümkün olduğunca fazla yatırım ve üretim yapmayı ve bu yolla sürekli katma değer yaratmayı, sonuç itibarıyla da dengeli ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi amaç edinen bir yapıyı ifade eder.
“Ponzi oyunu” ya da sistemi denilen ise, adını mucidi olan İtalyan Charles Ponzi’den alan, aslında hiç olmayan bir üretim faaliyeti ya da başka bir ekonomik etkinlik varmış gibi gösterilerek ve bu yolla insanlara öteki yatırım araçlarına kıyasla çok daha yüksek getiri vadedilerek yatırımcıları sisteme katan modeldir. Sonradan katılanların paraları ilk katılanlardan alınanlarla ödenir fakat yeni katılımcılar bulabilmek için gittikçe daha yüksek oranlarda getirinin vadedilmesi gerektiği ve ortada gerçek bir üretim olmadığı için sistem bir süre sonra aniden çöker.
Yakın tarihimizde yaşadığımız değişik isimlerdeki saadet zincirleri, Çiftlikbank olayı ve şimdilerde sıkça şahit olduğumuz kripto para skandalları, ponzi oyununun değişik şekilleridir aslında.
Bir ekonomide insanların tasarrufları, bankalar ve öteki finansal kuruluşlar tarafından makul getiri oranlarıyla toplanarak, yatırım yapacak girişimcilere yine makul maliyetlerle borç veriliyorsa ve bu girişimciler yaptıkları yatırımla ve sağladıkları istihdamla üretim yapıyorlarsa, burada dengeli ve sağlıklı bir ekonomik yapıdan söz edilebilir.
Esas olarak yatırıma........
