Minik Yavrumuzun(!) Bozuk Psikolojisi
Minik Yavrumuzun(!) Bozuk Psikolojisi
Minik Yavrumuzun(!) Bozuk Psikolojisi
Maraş’ta yaşanan malum, elim hadisenin ardından devlet erkanı tedbirleri sıraladı. Veli randevusu, bahçelerde dikkat edilecek hususlar, öğretmenlere sınıf yönetimi destek eğitimi, dijital dünya farkındalığı vs. Keşke her tedbirin sebep sonuç ilişkisini açıklasalardı. Belki asıl sebebi o zaman görürlerdi.
Bu olay, katliam olarak ve hedef gözetmeksizin gerçekleştirilen ilk cinayetti. Bir gün öncesinde Siverek’te adeta direkten dönülmüştü. Oysa öncesinde birçok cani öğrenci veli desteğiyle öğretmen veya idarecisini katletmişti. 2013’te Karabağlar’da ortaokul öğrencisi öğretmenini bıçaklayarak öldürdü, 2017’de Kaymakçı’da lise öğrencisi (babasının tüfeği verip, yönlendirmesiyle) müdürünü öldürdü, 2025’te Anamur’da ortaokul öğrencisi (“Arkamda babam oldukça ağa da benim paşa da benim.” Notuyla) öldürmeye teşebbüs etti, Mart ayında İstanbul’da lise öğrencisi öğretmenini öldürdü. Son olay ise sosyolojik ve psikolojik olarak bambaşka bir boyutta.
Sorunun, bana göre, baş kahramanı ZORUNLU EĞİTİMDİR. 28 Şubat’ın ülkemize attığı en yağlı ve şimdiye kadar baş edilemeyen kazığı, zorunlu eğitim. Nereden bakarsanız bakın bir fecaat. İlkokul çağı soyut düşünce dönemi öncesinde kaldığı için zorunlu olması kabul edilebilir. Ancak sonrası birçok sebepten dolayı olamaz, olmamalıdır.
İnsan haklarına aykırı, bir insanı istemediği bir yerde tutamazsınız ve istemediği bir şeyi öğretemezsiniz. Pedagojik olarak da bu mümkün değildir. Hele hele bir ideolojiye hiç maruz bırakma hakkınız yok.
Kişisel gelişim ve kişilik gelişimi açısından zararlı. El becerisi için kritik dönemi geçirtip bir insanı meslek edinmekten mahrum bırakma hakkınız yok. Üstelik o birey okulda rahatlığa alıştıktan sonra iş dünyasının kurallarına uyum sağlayamıyor.
Sosyal düzen açısından doğru değil. Kimi insan tarım yapacak, kimi kereste tutacak, kimi tornavida… Herkes kalem ehli olamaz. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Akademik kabiliyet insanların yüzde on on beşlik dilimidir. Gerisi mesleğe kardeşim. Eskiden bir meslek erbabı “çocuğum benim gibi sefil olmasın” diyerek çocuğunu okuturdu. Şimdi İse “okuyup sefil olmasın” diye bir an önce okuldan kurtulmasını istiyor.
Ekonomik olarak da doğru değil. Hem devlet herkese zorla eğitim vererek parasını israf etmemeli hem de piyasada meslek dengesi bozulmamalı. Artık ustalar ufak tefek işler için 4-5 bin lira istemek abes kaçacağı için müşteriyi azarlayıp kovuyorlar. Bir boruyu döşeyen usta on beş bin lira isterken devlet hastanesinde damarı tamir eden bir cerrah döner sermayeden o kadar para alamıyordur.
Kısacık insan hayatı açısından doğru değil. Bir insan yirmi yaşına gelince hayatta ne olacağı ne yapacağı belli olmalı. Sorumsuz bir şekilde aylak aylak dolaşılmamalı. Sonra nefislerinin ve şeytanın memuru olup çıkıyorlar.
Haydi, bunları geçtik.
Ders çalışmaz, sınava bile kalemsiz gelir, zorbalık yapar, edepsizlik yapar, bütün derslerden kalsa bile sınıf geçer, keyfine göre gider keyfine göre gelir. Sonra adı çocuk olur, öğrenci olur. Zaten her şey bedava…
Bütün derslerde uyuyan, çanta kemeriyle kendini boğmaya çalışan, kalemle elini kolunu kanatan, bir seri katil filminde katilin bütün davranışlarını sergileyen, okula çantası aranarak alınan birinin okulda/sınıfta ne işi var?
Boyu 1,79 ve kilosu 90 olan birinin nesi çocuk kalmış. Efendim, zekiymiş. Zeka dediğin nedir ki? Seri katiller de zeki, sürmeyi gözden çalan hırsızlar da zeki, korsanlar da zeki, dolandırıcılar da zeki… Ama namuslu mu, ahlaklı mı, şerefli mi, insanlıktan eser var mı?
İlk gün Turhan Çömez, “Okulun eski idarecileri bu çocuğu biliyormuş, her gün kontrol ediyormuş ancak onlar başka okula gönderilmiş.” Dedi. Gazeteciler nedenini sorunca “Biliyorum ama açıklamayacağım.” dedi. Yahu “babası Emniyet Müdürü olduğundan garibim öğretmene gücü yetmiş.” desene.
Özet olarak -maalesef- eğitim zorunlu oldukça ve çocuğun hevasına göre düzenlendikçe bu ülkenin insanı da zamanı da parası da heba olacak gidecek. Bunun gibi de çok olay yaşarız. Memlekette 14 yaş altı grup (çocuk demiyorum) tetikçi olmuşsa, çete kuruyorsa sadece dijital mecrayı suçlamak, kafayı kuma sokmaktır. Öyle olmaları için okullarda bütün imkanlar seferber edildi…
