Ayı, köprüyü geçene kadar dayıdır
Hiç unutmam ve her fırsatta anımsatıp, anlatmaya bayılırım.
Yıllar önce İstanbul, Ortaköy’de “Dolu Düşün, Boş Konuş” isimli tiyatro oyununu izlemiştim.
Oyunun önde gelen iki oyuncusu Haluk Bilginer ile Zuhal Olcay’dı.
Oyunun temeli insanların çok yüzlülüğüydü.
Oyunun özü ya da verilen mesaj şöyle özetleniyordu:
“Toplumsal koşullanmalar, para tutkusu, karşısındakini kırma endişesi, başarısızlık, gülünç olma kaygısı vb. yüzünden “içi dışı bir” olamayan insanları ele alan “Dolu Düşün Boş Konuş”, bütün bu kaygılar sonucunda içindeki düşünceler açığa çıkarıldığında ne denli komik duruma düşüleceğini gösteriyor. Düşündükleriyle söyledikleri arasındaki karşıtlığın insanları nasıl sıkıntıya soktuğunu, insanoğlunun ne denli ikiyüzlü ve zavallı olduğunu gözler önüne seriyor.”
***
Anımsarım.
Haluk Bilginer, iş çıkışı eve dönmek istemiyor.
Ancak kaçınılmaz eve dönecek.
Evde kaynanası da kendileriyle birlikte.
Eve yaklaşırken, “O cadaloz karıyı yine göreceğim. Onun yüzünden evin kapısından bile içeri girmek istemiyorum” diye düşünüyor. Kapıdan içeri girip kaynanası ile yüzleştiği ana ise, “Anneciğim sen bir meleksin. İş çıkışı eve gelip canım eşimle birlikte seni görmek istediğim için uçarak geliyorum. Sen bir tanesin” içerikli sözler ve ardından........© Kıbrıs Gazetesi
