menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özel okullarda sefalet ücretiyle öğretmen sömürüsü

16 5
20.02.2026

İktisadi sistemler tarihinde kapitalizmin ilk gelişme aşamalarında emeğiyle geçinenlerin neredeyse sadece hayatta kalabilmelerini sağlayacak çok düşük ücretlerle, yani boğaz tokluğuna çalışmak zorunda kaldıkları dönem, “vahşi kapitalizm” olarak adlandırılır.Acımasız bir emek sömürüsü modeli olarak vahşi kapitalizm uygulamaları, dünyada büyük ölçüde sona erdiAma Türkiye’de özel sektörün pek çok alanında devam ediyor.Özellikle bir örnek vermek gerekirse, en acı ve dramatik biçimiyle, özel okullarda sürüyor.Türkiye’de özel okullarda, öğretmenler, çok ağır ve insanlık dışı şartlarda ve haksız şekilde, günde 8 saat hesabıyla haftada 40 saate kadar varabilen çok uzun sürelerle çalıştırılıyorlar.Bu şekilde haksız ve insafsızca çalıştırılmaları karşısında kendilerine ödenen ise; asgari ücret veya asgari ücret civarında bir maaş. Yani, 28-30 bin lira civarı bir para…Bugün kol gücü ile çalışan bir sıvacı veya kalıpçı ustasının aylık geliri 80.000-120.000 liralar civarında iken; yıllarca eğitim görmüş, dirsek çürütmüş; haftada 40 saate kadar göz nuru ve zihin emeği veren öğretmenlere reva görülen maaş, bu rakamın ancak 4’de biri…Özel okullar, öğretmenleri bu şartlarda zorla mı çalıştırıyorlar? Yani kendilerine angarya mı uyguluyorlar?Hayır?Aralarında bir hizmet sözleşmesi yapılıyor elbette…Ama angarya şartlarından farksız çalışma şartları doğuran bir sözleşme…Peki, özel okullar, “zulüm” denecek şartlardaki bu insafsızca sömürüyü, tamamen başı boş, kendi başlarına buyruk ve denetimsiz bir ortamda mı yapıyorlar?Hayır.Milli Eğitim Bakanlığından, özel eğitim verme hakkı ve özel okul işletme ruhsatı alan okullar; söz konusu sömürüyü açıkça devletin bilgisi, gözetimi ve kontrolü altında yapıyorlar.Bu nasıl bir anlayış ve mantıktır?Öğretmenlere bu kadar düşük ücret ödenmesi, bize özel okul öğretmen istihdamının “asgari ücret (minimum maliyet)-azami gelir (maksimum verim)” mottosuna dayandığını gösteriyor.Yani, öğretmeni olabildiğince ucuza mal edip, üzerinden olabildiğince çok para kazanmak.Öğretmenlerine bu kadar düşük maaş reva gören okulların, öğrencilerden yıllık eğitim bedeli olarak milyonlara varan ücretler tahsil ettiğini dikkate alırsak, ne yazık ki, sonuçta yapılan bu oluyor.Yapılan adaletsizliği daha açık blr şekilde gözler önüne serebilmek için, öğretmenlere devlet okulunda ve özel okulda verilen ücretleri karşılaştıralım:Devlette bir öğretmen, 2026 yılı başı itibarıyla ortalama yaklaşık 73 bin TL net aylık gelir elde etmekte ve fiilen haftada yaklaşık 15–18 saat ders vermektedir. Bu veriler kullanıldığında, kamudaki bir öğretmenin ders başına net geliri yaklaşık 1.000–1.200 TL aralığındadır.Buna karşılık, özel okul öğretmenlerinin büyük bölümünün asgari ücret civarında bir gelirle haftada 35-40 saate kadar ders verebildiklerini dikkate aldığımızda; özel okul öğretmeninin ders başına net geliri yaklaşık 170–230 TL düzeyine inmektedir.Bu karşılaştırmanın ortaya çıkardığı sonuç açıktır: Türkiye’de özel okul öğretmeninin saatlik net geliri, kamu öğretmeninin saatlik gelirinin yaklaşık yüzde 15–25’i, başka bir ifadeyle 5’te 1’i ile 7’de 1’i arasındadır. Aylık toplam gelir açısından fark daha düşük görünse bile (yaklaşık yüzde 35–40), bunun nedeni özel okul öğretmenlerinin kamu öğretmenlerinden çok daha fazla ders saatine zorlanmasıdır. Yani özel okul öğretmenleri çok daha uzun süre çalışarak dahi kamu öğretmenlerinin gelirine yaklaşamamaktadır.Gelişmiş ülkelerde özel okul öğretmenlerinin ücretleri, çoğu durumda kamu öğretmenlerine yakın veya biraz daha düşük düzeyde olmakla birlikte; ders saati başına ücret farkı genellikle %10–30 bandını aşmamaktadır. Türkiye’de ise saatlik ücret farkı yüzde 75–85 düzeyine ulaşmaktadır. Bu durum Türkiye’de özel öğretim sektörünün ücret yapısının gelişmiş ülkelere göre olağanüstü ölçüde hakkaniyetsiz olduğunu gösteriyor.Bu farklılığın ortaya çıkmasındaki temel unsurlardan en önemlisi, geçmişte özel okul öğretmenlerinin kamu öğretmenlerine denk ücret almasını öngören düzenlemelerin kaldırılması, öğretmen maaşlarının piyasanın insafına bırakılması, böylelikle özel öğretim sektöründe ücret tabanının ağırlıklı biçimde asgari ücret düzeyine inmesidir.Konuya hem Türkiye’deki durum, hem uluslararası karşılaştırmalar çerçevesinde baktığımızda, görülen açık farklılık ve hakkaniyetsizlik; emek değerinin bütünüyle vahşi piyasının insafına bırakıldığı ve sistematik biçimde bastırıldığı gerçeğidir.Bu, yalnızca bir ücret sorunu değil, eğitim sisteminin sürdürülebilirliği ve öğretmen emeğinin değerinin korunması açısından da ciddi bir uyarıdır.Özetle, özel okul öğretmenlerinin çalışma ve ücret şartlarında makul ve adil bir standart oluşturulması; hem öğretmenlerin insanca yaşayabileceği bir düzenin kurulması hem de eğitim kalitesinin korunması açısından acil bir gerekliliktir.Eğitim ve öğretim alanında hem genel ve asli hizmet sunucusu, hem de bu alanın düzenleyici ve denetleyici otoritesi olan devlet. bu sorunun çözümü için gerekli önlemleri bir önce almalıdır.


© Karar