İş yaşamı ve mutluluk
Hepimiz günümüzün aktif kısmının hemen hemen tamamını çalışarak, üreterek geçiriyoruz. Hayatımızın merkezinde çalışmak ve üretmek var. Bu sebeple yaşamdan aldığımız mutlulukla çalışma hayatımız arasında güçlü bir ilişki var. Bu ilişki uzun yıllardır filozofların, psikologların ve yönetim bilimcilerinin ilgi alanında olmuş; farklı teoriler ve araştırmalarla açıklanmaya çalışılmıştır.
Popüler kişisel gelişim söylemlerinde sıkça dile getirilen görüşlerden biri, "Sevdiğin işi yap, mutlu ol" anlayışıdır. Bu görüşte olanlardan birinin anlatımıyla: Mutluluğumuz sevdiğimiz işi yapmaktan geçiyor. Sevdiğimiz işi yapmak bizler için adeta sabah kalkacak bir sebep, yatmadan önce düşündüğümüzde yüzümüze tebessüm koyacak bir amaç (1).
Bilimsel araştırmalar ise bu söylemin tamamen yanlış olmadığını, ancak tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Çalışma hayatı mutluluğun önemli kaynaklarından biridir; fakat mutluluk yalnızca işle açıklanabilecek kadar basit bir olgu değildir.
Çalışmak ve üretmek mutluluk kaynağıdır
İnsanlık tarihi boyunca insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için çalışmak ve üretmek zorunda kalmışlardır. Çalışarak değer üretmek hem kendi ihtiyaçlarını hem de başkalarının ihtiyaçlarını karşılamanın temel yolu olmuştur. Bu sebeple bütün kültürlerde üretkenlik ve çalışma, erdemli bir yaşamın ayrılmaz parçası olarak kabul edilmiştir.
Yaklaşık 2.400 yıl önce Aristoteles, Nikomakhos'a Etik adlı eserinde mutluluğu (eudaimonia), yalnızca haz almak değil; insanın erdemine uygun bir yaşam sürmesi ve potansiyelini eyleme dönüştürmesi olarak tanımlar (2). Bu anlayışta mutluluk, üretmekten, gelişmekten ve topluma katkı sağlamaktan bağımsız değildir.
Pozitif psikolojinin öncülerinden Martin Seligman da PERMA modelinde mutluluğun beş temel unsurunu; olumlu duygular, işe ve yaşama katılım, sağlıklı ilişkiler, anlam ve başarı olarak sıralar (3). Dikkat edilirse bu unsurların önemli bir bölümü çalışma hayatında karşılık bulmaktadır.
Bunun yanında işsizlik yalnızca gelir kaybına yol açmaz; aidiyet duygusunu, özsaygıyı ve yaşam amacını da olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple bir iş sahibi olmak, ekonomik olduğu kadar psikolojik açıdan da mutluluğun önemli dayanaklarından biridir.
Sevdiği işi yapanlar daha mı mutludur?
"Sevdiğin işi yap, mutlu ol" sloganı kulağa hoş gelse de bilim insanları bu yaklaşımı fazla basitleştirici bulmaktadır.
Şüphesiz sevilen bir iş mutluluğu artırabilir. Ancak araştırmalar, mutluluğun yalnızca iş sevgisine bağlı olmadığını göstermektedir. İşin anlamlı olması, adil bir çalışma ortamı, iyi yönetişim, güven veren yöneticiler,........
