menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nolan'ın Tepegöz'ünden hissemize düşen

128 0
saturday

Yönetmen Cristopher Nolan yine yaptı yapacağını. Antik Yunan ozanı Homeros'un Odysseia Destanı'nı filme uyarlayarak ortalığı karıştırdı.

Nolan'ın Odyssey'i ölü sezona öyle bir canlılık getirdi ki...

Sinema salonlarını, Hollywood'u ve Homeros destanlarının kitap satışlarını ihya etmekle kalmadı. Artık bir durgun sezonuna rastlanmayan renksiz ve sıkıcı siyasi tartışmalarımızı da şenlendirdi.

Odysseia, Kral Odysseus'un Truva Savaşı'ndan eve dönüş yolculuğunda başından geçen maceraları ele alıyor.

Deniyor ki, Homeros izlese filmi beğenmezdi. Bir kere Odyssey'deki Helen de Tepegöz de onun destan karakterlerine benzemiyor...

Nolan, antik destanı günümüze uyarlarken kendince yorumlamış.

İyi mi, kötü mü yapmış; ne demeye yapmış? Filmi henüz izleyemediğim için oraya girmiyorum.

Mitolojik kahramanları ve zaferlerini modern dünyaya uyarlamanın böyle cilveleri var. Üstünde biraz oynanması gerekiyor.

Destanının son filmini görse bırakın Nolan'a kızmayı, Homeros eserini tanımayabilir bile.

Ama en tanınmaz uyarlaması, İrlandalı yazar James Joyce'a ait hâlâ. Ulysses romanıyla, aynı destanı 1904 Dublin'inde sıradan bir güne adapte etmişti. Hınzırca bir denemeydi.

Ulysses, Odysseus'un Latincesi. Onun 10 yıllık destansı eve dönüş yolculuğu, romanda bir sabah çıkılan eve bir akşam dönene dek yaşananların anti-destanına çevriliyor.

Kahraman kralın eve dönüşü bir zaferken itilip kakılan, aldatılan Dublinli roman kahramanının eve dönüşü ise pek gurur verici bir son değil.

Ölümsüz........

© Karar