Bayraklar nereye kayboldu?
2002 yazını hatırlayanlar bilir… Sokakların havası başkaydı gerçekten. Balkonlardan sarkan bayraklar vardı ama öyle sadece rüzgârda dalgalanan değil, umutla dalgalanan bayraklar…
Arabalar korna çalardı, ama rahatsız etmezdi. Hatta tuhaf bir şekilde iyi hissettirirdi. Ve çocuklar… her yerde çocuklar. İsimlerini yeni öğrendikleri futbolcular gibi saçlarını kestirip sanki o futbolcular mahalleden abileri gibi sahiplenen çocuklar.
Şimdi düşünüyorum da o çocuklar büyüdü.
Hiç Dünya Kupası görmeden büyüyen bir nesil var bu ülkede. Bunu söyleyince bile insanın içine biraz oturuyor, dürüst olmak gerekirse.
Yirmi dört yıl… Az değil. Futbol için neredeyse bir ömür.
Arada çok şey oldu aslında. “Bu sefer olacak” dediğimiz anlar da oldu. Ama hep bir yerde takıldık. Bazen plansızlık, bazen yönetim karmaşası… bazen de açıklaması zor şeyler.
Ama asıl kayıp galiba sahadaki sonuçlar değildi. Daha çok o ortak hissin yavaş yavaş kaybolmasıydı.
Ay-yıldızlı forma etrafında toplanma hissi.
Şimdi dönüp bakınca........
