menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhmal… İhmal De Nereye Kadar? (III)

11 0
09.09.2026

Felaket olur, toplantılar yapılır, komisyon kurulur, ilgili bakan açıklama yapar, vali açıklama yapar, belediye başkanı açıklama yapar, bürokrat açıklama yapar, uzmanlar ekranlarda boy gösterir. Herkes konuşur, herkes üzülür. Devlet; “gereken yapılacak” der. Sonra… Zaman geçer. Gündem değişir. Yeni haberler çıkar. Yeni tartışmalar başlar. Unutulur olanlar. Bir unutmayan felaketin mağdurlarıdır. Onlar, kendi acılarıyla baş başa kalır. Ta ki yeni bir felaket gelene kadar! Sonra aynı film yeniden başlar.

Gölcük’te, İzmit’te, Yalova’da… Soma’da Ermenek’te, Çorlu’da, Maraş’ta, Adıyaman’da, Hatay’da, Elazığ’da, Malatya’da, Kartalkaya’da, Rize’de, Muğla’da Antalya’da, Kıbrıs’ta felaketler birbirini kovalar… İhmal ve gerekli önlem alınmadığı için aynı felaketler birden çok yaşanıyorsa bunu kaza ve kaderle geçiştiremezsiniz. Bunun adı cinayettir. Bunun adı gerekli tedbir alınmadığı için taksirli suça sebebiyettir. Türkiye’de denetim mekanizmaları var mı? Var! Yönetmelikler var, kanun var, kurumlar var, mühendisler var, müfettişler, uzmanlar, komisyonlar var. Peki, bütün bunlar varsa neden biz bu ülkenin vatandaşları olarak yıllardır aynı türden felaketleri artarda yaşıyoruz? Cevabı basit: Çünkü denetim bağımsız değil! Bir kurum kendi kendisini denetliyorsa… Denetleyen, denetlediğinin baskısı........

© İstiklal