Kalabalık Yalnızlık
Kadim geleneğimizde yalnızlık kavramı iki şekilde anlam kazanmıştır. Bunlardan biri; ruhen arınmak, olgunlaşmak ve manevi alanda yol kat edebilmek için bireyin bir süreliğine şehrin gürültüsünden ve insanlardan uzaklaşıp yalnızlığa çekilmesidir. Ruhsal arınma ve gelişim amacıyla belli bir süre uzlete çekilmek bu kapsamda yer almaktadır. Hz. Peygamberin risaletten önce Hira mağarasında yalnızlığa çekilip tebliğ görevine ruhen hazırlanması bu kapsamda yer almaktadır. Aynı şekilde dava insanlarının da zaman zaman uzlete çekilerek güç toplayıp çalışmalarına ağırlık verdikleri ve toplumun ahlaki ve manevi gelişimine büyük katkılar sağladıkları görülmüştür. Bu tür yalnızlıklar belirli bir süreye tabidir ve kişinin tercihi doğrultusunda gerçekleşir. Geleneğimizde bilinen bir diğer yalnızlık türü de kişinin etrafında bağ kurabileceği hiçbir insanın olmaması ve onu iletişim kurma, anlama, anlaşılma ve paylaşım gibi değerlerden mahrum bırakmasıdır. Halk arasında en çok dillendirilen ve şiirlere konu olan bu yalnızlık türü çok yakıcı, elem vericidir. Zira insan doğası gereği iletişim kurmaya ve yaşamını paylaşım çerçevesinde sürdürmeye müsait bir varlıktır. Yalnızlık ve izole bir hayat onun doğasıyla uyumlu değildir. Günümüzde üzerinde durulan ve çözüm........
