Hepimizin Kaseti Var!
Ortalık zaman zaman toz duman olur. Sosyal medyada kimi şöhretlerle ilgili iddialar ve bazı bulutlanmış görüntüler uçuşur.
Mahcubiyetler, kınamalar, suçlamalar, şaşkınlıklar, utançlar, birbirini izler.
Herkes hayretler içinde.
Kimisi deşifre olduğu için, kimisi zannında yanıldığı için, kimisi pişkince tavırlar sergilendiği için.
Neticede ortaya dökülen, saçılan sırlar var.
En yakınlardan, eş ve çocuklardan, dostlardan gizlenen sırlar.
Ortaya çıkmayacağı düşünülen sırlar.
Çok sonra tevbe ile affedileceği zannedilen sırlar.
Nefse yenik düşmenin sürüklediği boyun eğdirici sırlar.
Ve esir olunan sırlar…
…
Aslında hepimizin görüntüleri var, kasetleri var henüz yayınlanmayan ve saatini bekleyen.
Biz bir zamanlar, televizyonlarda Biri Bizi Gözetliyor (BBG) kurgusunda, kameralara göz, kulak ve beden kesilmiş ama asıl gözeteni unutmuştuk.
Mahremiyeti ifşa edilmiş kimi medyatörlerin ifadeleri, bize kendi sırlarımızı hatırlatıyor. Heyecanlanıyor, korkuyor yoksa hiç umursamıyor muyuz?
Kendimizin ne durumda olduğunu düşünüyor muyuz?
…
Bir zamanlar bir vali vardı.
Ve bu valinin dillere destan, çok güzel bir bahçesi vardı.
O memlekette ender yetişen ağaçlar, çiçekler, güller, meyveler bulunurdu bahçesinde.
Vali her gün bahçeye gider bazen yalnız bazen de dostlarıyla keyif sürerdi.
Bahçeye yalnız geldiği bir gün, bahçıvanın hanımıyla sohbete başladı. Ve kadına dedi ki:
“Bahçenin kapılarını kapat. Hiç bir kapı açık kalmasın!”
Kadın, akıllı ve iffetli idi.
Valinin niyetinin kötü olduğunu, günaha çağırdığını anladı.
Kapıları kapatmak için kalktı, dışarıda biraz oyalandıktan sonra geldi.
“Tüm kapıları kapattım. Yalnız bir tanesi kaldı. Onu kapatamadım, ne yaptıysan olmadı, hep açık…”
Vali şaşırdı:
“Öyle şey mi olur? Kapı........
