menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Abıca’dan Geriye Kalan Tek Şey O Yadigâr Paltosu

9 0
09.12.2025

Ne zaman köye gitsem onu köy meydanındaki bankta sırtını duvara yaslamış oturur halde görürdüm. Çoğunlukla yalnız olur, sessizce etrafı izler, elindeki sigarayı derin derin içine çeker, bir şeyler düşünür halde gününü geçirirdi. Hep hüzünlü, hep kederli, hep yorgun bir hali olurdu. Onun güldüğüne hiç şahit olmadım. Kendimi bildim bileli orası onun değişmez mekânıydı. Aslına bakarsanız kendimi bileli de hayli zaman oldu. Ta çocukluktan itibaren zihnimde yer etmiş birisi. Büyüdüm neredeyse onu tanıdığım yaşlara geldim ama bana göre Abıca hep aynı Abıca’ydı. Hal ve hareketleri, hatta giyim kuşamı hep aynı duruyordu. Bazen yaşının da aynı kaldığı hissine bile kapılmıyor değildim. Onunla özdeşleşmiş yaz kış üzerinden çıkarmadığı bir paltosu vardı. O paltoyu çıkardığını hiç görmedim desem yeridir. Sadece bana değil kime sorsalar aynı şeyi söylerdi. Lime lime dökülen paltosunun uzun süre yıkanmamış olması da onu çok fazla rahatsız etmiyordu. Bu palto gibi kendisinin de dökülmeye başladığını söyleyenler olsa da Abıca bana hiç değişmeyen bir film karakteri gibi görünüyordu. Kendinden bir parça olan bu palto içinde kendini güvende hissediyor olmalıydı. Tüm hayatı, birikimi, tek sermayesi sigarası ve kibriti bununla muhafaza ediyordu. Bir gün paltoyu çıkarsa kendinden bir şeyler eksilecekmiş, çıplak kalacakmış gibi hissettiğini düşünürdüm. Her ikisi de birlikte mutlu mesut yaşıyorlardı. Zaten hayattan çok fazla bir beklentisi de olmamıştı. Barış Manço’nun Ahmet Bey’in Ceketi şarkısındaki gibi kimseler anlamazdı bu paltonun hikmetini.

Dikkatimi çeken ne olursa olsun uzaktan rahatsız etmeden gözlemeyi severim. Benim için gözlem yapmak yeni bir şeyler öğrenmek, insanları tanımak, çevreyi keşfetmek, var olan bilgi ve tecrübeyi analiz etmek, eksiklikleri gidermek, kötülükler yanında iyilikleri de görmek demektir. Her gözlemin üzerimde bıraktığı mutlaka olumlu etkileri vardır. Özellikle farklı karakterleri gözlemlemek bende derin izler bırakır. Abıca da bunlardan birisi olmalı. Çok fazla dikkatimi çekmesinden midir nedir onun her yaptığı zihnimde farklı bir yer edinmiş. Sigara içme merasimi onun ve benim için kaçırılmayacak ânlardan bir tanesi diyebiliriz. Sigara içeceği zaman paltosunun iç cebinden sigara paketini ve kibrit kutusunu sakince çıkarırdı. Sonra ince parmakları ile kutusundan kibrit çöpünü incitmeden yavaşça çıkarmaya çalışırdı. Sigara içenler genellikle farklı çakmaklar kullanmasına rağmen Abıca alışkanlıktan olsa gerek kibrit kullanmayı tercih edenlerdendi. Gücü yetmediğinden midir nedir ilk çakışta kibrit çöpünü yakamaz, genelde ikinci seferde yakar ve sigarasını tutuştururdu. Görevin ilk bölümü başarıyla tamamlanmış şimdi sıra esas göreve gelmiş gibi sigarasından derin bir nefes çekerek ömründen dakikaları eksiltmeye başlardı.

Köyden bir yere gitmeyi pek istemezdi. Şehirde yaşayan durumu iyi olan abisi birkaç gün bile olsa yanında kalmasını ister ancak O bu süreyi en kısa zamanda bitirip soluğu ayrıldığı meydanda alırdı. Neden abinin evinde durmuyorsun? Bak ne güzel. Sıcak ev. Yemek derdin de yok gibi sorulara hiç kulak asmazdı. Ben burada daha rahatım. Burası bana saraylardan daha iyi geliyor der gibiydi. Köy ve o köy meydanı onun için bir nefes alma yeriydi sanki.

Bu köy medyanı tüm köylünün düğünde, cenazede, diğer önemli günlerde bir araya geldiği toplanma alanı görevini görüyordu. Depremde toplanma alanı neresi olsun........

© İnsaniyet