“Önemli Olan İnsanlık, Farzlar Olmasa Da Olur!”
Son zamanlarda fevkalâde uyanık olmayı gerektiren şeytanî bir furya ile karşı karşıyayız. Kısaca anlatayım:
Deniliyor ki:
“Müslümanlar merhamet, hürmet-şefkat, nezaket, zarafet, ihsan, ikram, dürüstlük, helal kazanç, iffet, haya ve daha edeb-ahlak namına ne varsa hepsinden uzaklaşmış; çürüme, yozlaşma ve kokuşmuşluk yediden yetmişe, köylüden kentliye, cahilden alime kadar her yanı kaplamış durumda. Dindarlık; bilinçsizce eda edilen ve davranışlara yansıması olmayan namaz-oruç gibi ibadetlere, anlamı ve amacından uzaklaşıp şekle, tesettüre ve sınırlı bazı haramlardan uzak durmaya indirgenmiş bulunmaktadır.”
Peki çözüm için ne öneriliyor? Teklif kısaca şöyle:
“Ahlakı merkeze alan ve kimliğe değil kişiliğe odaklanan bir yaklaşım benimsenmelidir. Önemli olan kişilik yani dürüstlük, üretkenlik, nezaket, edeb, ahlak… değerlerinin vücut bulduğu bir şahsiyete sahip olmaktır. Namazında sorun olabilir, tesettürlü olmayabilir, yer yer birkaç kadeh içebilir, kadın erkek ilişkilerinde oldukça rahat davranabilir… Asıl belirleyici olan ve odaklanılması gereken nokta bunlar değil insancıl yöndür…”
Son zamanlarda bu tespit ve teklif sabit, bir hakikatmişçesine planlı ve organize halde sürekli gündemde tutuluyor ve her seviyeden insanın bilinç altına iyice kazınmaya çalışılıyor. İffet, haya, şefkat gibi ahlak ve erdem çağrıları şu ya da bu alan uzmanı sıfatıyla bilhassa tesettürden uzak modern kadınlar tarafından gündeme getirilmekte, esasen sorunun açıklık,........
