menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Kan Davası Hikâyesi

12 0
16.12.2025

Yirmi beş gündür Sivas’tayız. Tam otuz iki yıl önce satın aldığımız hisseli tapulu bir arsanın uzun uğraşılar sonucu müstakil hale gelmesi sonucu üzerine yapılan eve az çok rahat edebileceğimiz, eş dost misafir kabul edebileceğimiz bir düzen vermekle uğraşıyoruz. Dolayısıyla da yakın akraba ziyaretleri, davetli olduğumuz halde çeşitli mazeretlerimiz nedeniyle katılamadığımız düğünler için düğün sahiplerini tebrik ziyaretleri, tanıdık bazı yaşlı ve hasta ziyaretleri ve yine yakın geçmişte vefat eden fakat telefonla taziye vermiş olmakla birlikte yüz yüze taziye dileklerimi iletmekle geçirdik günlerimizi. Geçen Cuma günü de çok sevdiğim, kalp krizi sonucu vefat eden dayımın oğlu sevgili Güven Yıldırım abimin cenaze namazına katıldık, tabutuna omuz verip, mezarına birkaç kürek toprak attık, dua ettik. Hemen yanına defnedildiği babası dayım merhum şair Abdulbaki Yıldırım’ın (Meftuni) kabri başında da Fatiha okuyup dua ettik. Cenaze sebebiyle uzaktan yakından gelen hemen hemen tüm hem anne hem baba hem de zaten akraba olmamız sebebiyle eşimin akrabalarıyla da görüşmüş olduk. Rabbim tüm hepimizin geçmişlerimize rahmet eylesin. Rabbim herkese hayırlı sebeplerle buluşmalar, görüşmeler, bir araya gelmeler nasip eylesin…

Bu sürede belki ikinci çevre olarak da adlandırılabilecek mesleki, iş/uğraşı ve sosyal çevreden sayılacak hiç kimseyle görüşemedik diyebilirim. Fakat kıymetli dostum İH’dan Siret Karasoy Hocamı ihmal etmedik tabii ki. Ziyaret edip çayını içmek hal hatır etmek nasip oldu şükür. Aslında deyim yerindeyse Sivas’ta bu söz konusu çevreden adeta gizli kaçak yaşadık gibi oldu durum şimdilik. Nasip olursa mümkün olduğu kadarıyla bu eksiğimizi de tamamlayacağız inşallah elbette.

Dediğim gibi Emmimi ziyaret ettiğimde kendisinden yıllar önce dinlediğim,........

© İnsaniyet