Hüzün
Bir zulüm çemberinde rehin alınınca kardeşlerin, vahşet sarınca dört bir yanlarını ve takas edilince hakikat yalanlarla, konuşmak bir yumru gibi dizildi boğazına.
Sonra sen ağladın. Barbarlığın pençesinde kalmış insanları gördükçe. Yıkılmış evlerin arasından çıkan korkmuş çocukların yüzleri yansıdıkça ekrana. Söz yetmeyince, kelimeler anlamsız seslere dönüşünce, ağladın sen.
Ölenler başkalarının kâr hesabına yazılınca ve keyiflendikçe birileri bir halkın yok edilme projelerinden. Bir ülke, bir bölge, bir şehir değil, iki mahalleye sıkışmış insanlara saldırmak bir strateji olarak adlandırılınca, pazarlık masalarında hiçbir şeye tekabül etmeyen vicdan, sırf sana yük olduğu için ağladın.
Acının hafızası yok bu coğrafyada biliyorsun benliğinde, ama hafızan acını tetikliyor yeniden, bilincin değil sadece, yüreğin de hatırladığı için ağladın. Her şehrinin adı bir katliamla özdeşleştiği ve her ağıt bir şehrinin ismiyle anıldığı için ağladın.
Vahşet kazandığı için nicedir, öldüren yazdığı için ölenin hikâyesini, en çok kan dökenin, en çok insanlıktan çıkanın, en çok zulüm yapanın muzaffer sayıldığını bilmenin öfkesiyle........
