Barış talebinde ısrarın 10. yılı
11 Ocak Barış Akademisyenleri’nin “Bu suça Ortak Olmayacağız” isimli bildiriyi yayınlamalarının 10. yılıydı. Dile kolay 10 koca yıl. Ama bize hiç kolay olmadı. 10 gündür bu yazıyı yazmak için niyetlendikçe yazmakta zorlanıyorum. İnsanın öznesi olduğu ve 10 yılı aşan bir süreci anlatması zor oluyor. Hele bu süreçte kaybettiğimiz onca şeyi düşününce insanın böğrüne öküz oturmuş gibi oluyor, nefes almakta zorlanıyor. Ben de bu yüzden sanırım bu kadar zorlandım.
Arkadaşlar, dostlar sağolsunlar pek çok yazı yazdılar, her birinin kalemine sağlık. Bir kaç gün öncesinden başlayarak sosyal medya kampanyası düzenlendi ve 10 yıllık barış talebimizi ve onun sonucunda maruz kaldığımız durumları hatırladık, hatırlattık. Toplantılar yapıldı, bir araya geldik, tartışma programlarına konuk olundu. 11 Ocak’ta İstanbul Barosu bütün gün süren bir konferans düzenledi ve yargısal süreçleri hep birlikte tartıştık. Bütün bunlar olurken en belirgin durum, yine biz bize olmamızdı. İhraç ediliğimizde bir kaç istisna dışında bizimle vedalaşmaya bile cesaret edemeyen akademi yine sessizdi. Kendimiz söyledik, kendimiz dinledik. Olsun yeniden bir araya gelmek de güzeldi. Ne güzel dostlar edinmişim diye içimden geçirdim konferansta salondakilere bakarken.
Barış Akademisyenleri destek imzalarıyla birlikte toplamda 2212 kişi bildiriye imza attık. Her zaman o dönemin koşullarında yaptığımız eylemin, dişin kovuğunu doldurmaya yetmeyecek, asgari çatışmasızlık çağrısı olarak nitelendirdim. Hele o dönem yüz binden fazla akademisyenin olduğu bir ülkede, her gün sivillerin öldüğü bir atmosferde akademinin yüzde 2’sinin sadece çatışmasızlık çağrısı yapması bana çok az gelmişti. Ama şimdi baktığımda ülke içinde benzer bir durum yaşansa değil iki bin, imza atacak 500 kişi bile çıkmaz. Niye?
Sebebi çok belli, amiyane tabirle Barış Akademisyenleri olarak bizler meydanlarda asıldık, ibreti alem için. En büyük dersi de akademi aldı. Akademisyeni, öğrencisi, yöneticisi, bilgisi. Artık risk altın olan sadece akademisyenler değil, öğrenciler ve bilgi de. Bu durum sadece Türkiye’ye has değil, onu da biliyoruz. Rusya Ukrayna’ya saldırdığında buna karşı imza atan Rus akademisyenler de Filistin katliamına karşı çıkan ve Siyah Bayrak isimli bildiriyi imzalayan İsrailli akademisyenler de aynı kaderi paylaştı bizimle,........
