menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Denemek ile sonuç arasında anlamlı ilişki

15 0
09.09.2026

Günümüzün dünyasında her şey sonucundaki somut getirinin yarattığı ön kabullere göre değerlendiriliyor. Emek isteyen koşullara “kıymetsizlikle” değer biçiliyor. Halbuki nice inşalar vardır bilemezsin! Nice evreler vardır göremezsin! Tarihin o doğrusal ilerleyişindeki kırılımları meydana getirirler.

Daha süreç başlamadan, geçmiş deneyimlere veya kişilere ilişkin kanaatlerden hareketle olumsuz bir sonucun olacağı kesinleştiriliyor. Ama bu tutum yalnızca tarihin o kırılımları içerisinde, edilgen ve etkisiz insan yığının parçası olmanızı sağlıyor.

Çoğu zaman sivil toplum kuruluşlarında, özel sektörde, kamuda veya akademide “sonuç odaklılık” adı altında bu edilgenlik etken bir taraftan söyleniyormuşçasına meşruluk kazandırılmaya çalışılıyor. Ben burada sonuç odaklılık ile odağı bozan bir yaklaşım arasındaki ince nüansın ıskalandığını veya saptırıldığını düşünüyorum. Sonucu peşinen kapatmak “sonuç odaklılık” adı altında yapılıyorsa burada bir meşruluk yoktur. Meşruluk zemini oluşturmak için bir manipülasyon söz konusudur.

Bu tutum bazen öğrenilmiş çaresizlikten kaynaklanırken, özellikle örgütlenmelere, topluluklara ve kurumlara baktığımızda birlikte sonuç alma inancının aşınması (düşük kolektif yeterlilik) olarak karşımıza çıkar. İnsanların başkalarının eyleme geçeceğine, sorumluluk alacağına ve ortak çabanın sonuç üreteceğine dair beklentileri düşer. Bu inanç kaybı, grubun ortak hedefini ve odağını da zayıflatır.

“Zaten” ile başlayan olumsuzluk kültürü bir ekipte ve toplulukta performansı düşüren norm haline gelir. “Zaten olmaz” düşüncesi yalnızca bir tahmin olarak kalmaz; davranışları da değiştirir. Kişiler daha az emek gösterir, daha az ilgilenir,........

© Hürses