menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MAL REJİMİNİN TASFİYESİ DAVALARINDA ŞİRKETİN ZARAR GÖSTERME VE KÂR DAĞITMAMA SAVUNMALARINDA İSPAT YÜKÜ VE İSPAT ÖLÇÜSÜ

20 2
16.01.2026

I. Genel Olarak

Boşanma davalarına bağlı olarak yürütülen mal rejiminin tasfiyesi yargılamalarında, eşlerden birinin ortağı veya fiili hâkimi olduğu şirketler üzerinden edinilmiş değerlerin tasfiye dışına çıkarılması uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu süreçte en yaygın savunma, şirketin uzun süredir zarar ettiği, bu nedenle kâr dağıtımı yapılmadığı ve şirket hisselerinin ekonomik bir değer taşımadığı iddiasıdır.

Uygulamada bu savunmalar çoğu zaman şirketin sunduğu bilanço ve gelir tablolarına dayanılarak kabul edilmekte; mahkemeler, şirketin ayrı tüzel kişiliğini gerekçe göstererek bu belgeleri derinlemesine sorgulamaksızın esas almaktadır. Oysa bu yaklaşım, mal rejiminin tasfiyesinin koruyucu amacıyla ve ispat hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmayan sonuçlar doğurmaktadır.

Bu çalışmada, şirketin zarar gösterme ve kâr dağıtmama savunmalarında ispat yükünün kime ait olduğu, bu yükün hangi kapsamda ve hangi seviyede yerine getirilmesi gerektiği ve özellikle de salt muhasebe kayıtlarına dayanılmasının neden yeterli kabul edilemeyeceği ele alınacaktır.

Çalışmanın temel iddiası, şirketin zarar gösterme ve kâr dağıtmama savunmalarının, şirketler hukukunun şekli kurallarıyla değil, ispat hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği noktasındadır.

II. Uyuşmazlığın Yasal (Normatif) Çerçevesi ve İspat Yükünün Belirlenmesi

Mal rejiminin tasfiyesinde şirket hisseleri ve şirketten elde edilen kazançlar bakımından temel dayanaklar Türk Medeni Kanunu’nun 219, 229 ve 241. maddeleridir. Şirket hissesi kural olarak kişisel mal niteliğinde olsa dahi, bu hissenin gelirleri edinilmiş mal sayılmakta; ayrıca TMK m. 229 kapsamında, eşin katılma alacağını azaltma amacıyla yaptığı tasarrufların tasfiyeye eklenmesi mümkün olmaktadır.

Şirketin zarar ettiği ve bu nedenle kâr dağıtılmadığı savunması, görünüşte şirketler hukukuna özgü bir iddia gibi sunulsa da özünde tasfiye dışı bırakma amacına yönelmiş bir savunma niteliği taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu savunmanın ispat yükü bakımından ayrıca değerlendirilmesi zorunludur.

Türk hukukunda ispat yükü, HMK m. 190 hükmü uyarınca bir vakıadan lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu çerçevede şirketin zarar ettiği ve kâr dağıtılmadığı iddiası, tasfiye sonucunda daha az katılma alacağı ödenmesini........

© Hukuki Haber