menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaçakların Yargılanması Usulü

12 1
05.01.2026

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Özel Yargılama Usulleri” başlıklı Beşinci Kitap altında yer alan “Kaçakların Yargılanması” başlıklı İkinci Bölümün “Kaçağın tanımı” başlıklı 247. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir”.

Görüleceği üzere hükümde; soruşturma veya kovuşturma evreleri ayırımına gidilmemiş, 2016 yılında yapılan değişiklik ile kovuşturma kavramının öncesine soruşturma da eklenmiş, ayrıca herhangi bir suçtan veya cezadan bahsetmeksizin, soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan, bu nedenlerle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılmayan kişinin kaçak olarak adlandırılacağı ve buna göre yasal işlemlerin yürütüleceği açıklanmıştır.

Hakkında yakalama müzekkeresi düzenlenen şüphelinin veya sanığın makul bir süre aranması, ancak yakalama emrinin infazı için yurt içinde veya yurt dışında yapılan tüm aramalara rağmen şüpheliye veya sanığa ulaşılamaması gerekir ki, “kaçak” kabulü suretiyle şüpheli veya sanık hakkında yasal prosedürün işletilebilmesi mümkün olsun. Şüphelinin veya sanığın aranıp bulunabilmesi için makul sürenin ne kadar olacağı ile ilgili CMK m.247’de bir hüküm veya Yargıtay kararlarında somut kabul bulunmamaktadır.

Nitekim, Yargıtay 16. (Kapanan) Ceza Dairesi’nin 13.06.2018 tarihli, 2017/2284 E. ve 2018/2171 K. sayılı kararına göre; “FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütünün mensubu olup, PDY/FETÖ silahlı terör örgütünün finans kuruluşları arasında sayılan Bankaya 17-25 Aralık dönemi sonrası iş ve işlemlerine devam edip özellikle de 2014 yılı Ocak ve Eylül aylarında Banka hesabına toplu para yatırma, BYLOCK programını yükleyerek kullanma, terör örgütüne müzahir derneğin ve kişilerin organizesinde örgütsel toplantılara, yurt içi ve yurt dışı etkinliklere katılıp, organize etmek, çalıştığı tüm kurumların PDY/FETÖ ile bağlantılı olup kapatılan kurumlar arasında yer alan, Salihli ilçesinde büyük bölge esnaf mesulü olduğuna dair faaliyetlerine ilişkin suç şüphesi oluşturabilecek düzeyde delil bulunduğu anlaşılan şüpheli hakkında; savunma alınmaksızın kamu davası açılabilecek ise de, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda hakkında yakalama müzekkeresi düzenlendikten sonra makul süre aranmadan, CMK 247 ve müteakip maddeleri gereğince ‘kaçaklık’ kararı da verilmemiş olan şüphelinin, mütemadi suçlarda, temadinin ancak yakalanma ile kesileceği yönündeki yerleşik içtihatlar doğrultusunda, yakalanmaması nedeniyle örgütsel faaliyetlerine devam eden şüpheli hakkında, iddianamenin iadesinde hukuka aykırılık görülmemiştir”.

CMK m.244/1’e göre, bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanığın “gaip” sayılacağı; m.246’da da gaip olan sanığın mahkeme önüne getirilebilmesi amacıyla güvence belgesi verilebileceği ve CMK m.248/7’de ise, m.246’da düzenlenen güvence belgesi hükmünün kaçaklar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

Bu kısa açıklamalardan sonra; kovuşturma aşamasında “gaip” sayılmayan ve CMK m.247/1 kapsamına giren şüphelilerin ve sanıkların “kaçak” sayılacaklarını, haklarında CMK m.247’de ve m.248’de yer alan hükümlerin uygulanacağını söylemeliyiz. Gaip sayılmayan ve m.247/1 kapsamına giren tüm şüphelilerin ve sanıkların “kaçak” statüsünde sayılacaklarını belirtmek isteriz. Ancak uygulamada; CMK m.247/2’den kaynaklanan sebeple, sadece CMK m.248/2’de belirtilen suçlarla ilgili “kaçak kararı” verilebileceği, bu suçlar dışında kalan, örneğin kasten insan öldürme ve yaralama, taksirle ölüme veya yaralanmaya sebebiyet verme, hakaret ve tehdit suçları ile özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların CMK m.247 kapsamına girmeyeceği, çünkü m.247/2’den kaynaklanan sebeple, m.248/2’de sıralananların dışında kalan suçlarla ilgili “kaçak kararı” verilerek, kaçakların yargılanması usulünün tatbik edilemeyeceği ileri sürüldüğü gibi, bunun tersi yönünde de kararların olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 24.03.2008 tarihli ve 2007/7044 E., 2008/2247 K. sayılı kararına göre; “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulanması Hakkındaki 5320 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca, 1412 sayılı CMUK’nun yürürlükte olduğu dönemde verilen gıyabi tutuklama kararlarının yakalama emrine dönüşeceği ve adam öldürme suçunun CMUK’nun 247 ve 248. maddelerinde öngörülen kaçaklarla ilgili katalog suçlar arasında yer almadığı hususları dikkate alındığında; sanıkların bizzat duruşmada hazır edilerek savunmalarının alınması ve değişen suç niteliğine göre ek savunma haklarının........

© Hukuki Haber