Yanlış adam seçiyormuşum...
Merhaba Yeşim Hanım 41 yaşındayım, 1 kızım var ve öğretmenim, çalışıyorum. Eşimden 5,5 yıl önce ayrıldım. Ayrıldıktan yaklaşık 2,5-3 sene sonra başka biri çıktı karşıma. 2 yıl kadar birlikte olduk ve sonrasında ayrıldık. Ailem ve yakın çevrem bu kişiyi asla istemedi, onaylamadı da. Ama onun beni sevişini, ilgisini, efendiliğini hiç görmediler. Neyse nihayetinde istedikleri oldu zaten, ayrıldık. Şimdi ise sürekli bu konuyu önüme getiriyorlar. Yanlış adam seçiyormuşum, yanlış işler yapıyormuşum sürekli ve sürekli bu lafları duymaktan bıktım artık. Sanki kendileri her şeyin en doğrusunu biliyor ve uyguluyor gibi. Sevgisiz, mutsuz hayatlarına bakmıyorlar bile. Ben en azından ayrıldım, kendileri mutsuz evliliklerinde onu bile yapamıyorlar, aldatılsalar dahi eyvallahları var. Ama tabii bunları suratlarına söyleyemiyorum her ne kadar hak ettikleri bu olsa da. Yalancı gülümsemeleriyle her şey çok güzelmiş gibi bana akıl veriyorlar. Sanki bakınca anlaşılmıyor hayatlarındaki mutsuzluk, sevgisizlik, ilgisizlik... Kendileri mutsuz oldukları için istiyorlar ki kimse mutlu olmasın. Ben ise tam tersi; insanları seviyorum, kırmamaya çalışıyorum. Takdir/teşekkür etmeyi biliyorum, güzel sözler söylemekten çekinmiyorum karşımdakine. Sadece onlardan da bu şekilde davranış görmek istiyorum? Çok mu şey istiyorum sizce? Sadece Allah’a havale ediyorum hepsini.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; “En büyük cesaret kendin olabilmektir” demişler. Biliyorlar insanın insanı nasıl kurutabildiğini… Sizi hala kurutamamışlarsa da kurutma çalışmalarında oldukları yazınızdan anlaşılıyor. İyisi mi uzaklara, başka yeşilliklere uçun çünkü kelebekler narin olur. Demek bir sevgi kelebeğisiniz; sevdiğini söylemekten çekinmeyen, güzele güzel diyebilen, neşeli, hayata pozitif bakabilen nadir insanlardansınız. Öğrencileriniz çok şanslı, onlara o enerjinizle yaklaşarak yeşertiyorsunuzdur. İnsanların birbirine söylemekten kaçındıkları güzel duyguları gocunmadan karşısındakine verebilmek gönül ruh güzelliğidir. O güzel kalpleri korumak ve değerini bilmek gerek… Siz de etrafınızdaki insanlara rağmen kendinizin değerini bilin, eleştirilere, hakkınızda konuşmalara kulak tıkayın yoksa sizi soldurmayı başarırlar. Sizin gibi bir arkadaşım var ismi Arzu hep bıcır bıcırdır. Ben ona “bıcır bıcırım” derim. Dedikodu bilmez, enerjiktir, karşısındakini motive etmeyi çok iyi bilir, fedakardır, harika bir dosttur. Sizin gibi insanlar o kadar az ki… Hayata insanlara rağmen böyle olabilmek sözlerle, gözlerle sıkıştırılsa bile kendini yaşatabilmek bir beceri. Allah’ım aslında bize harika antenler vermiş sevgili okurum; bunlar sezgi, akıl, algı, kalp… Bunlar bize hayatımızda bir pusula görevi görüyor. Kimden uzak kalmamızı, kime yakın olmamızı anlatıyorlar. Keşke Allah’ım bir de bunları herkese aynı oranda verseydi de kimse yanlışa düşmeseydi… Kiminde az kiminde çok kiminde hiç yok… Büyük adaletsizlik. Evet, insan sezgileriyle her şeyi hissedebiliyor; sevildiğini, sevilmediğini, sever gibi yapıldığını, yüzüne gülüp içinde bir yerlerde sevmediğini, kulağıyla duymasa bile vücut dili var çok fena açık veriyor. Antenler de hemen algılıyor, size her şeyi fısıldıyor. Siz de bunları hissede hissede karşınızdakiyle konuşabiliyorsunuz. Bunları görmek de kabul etmek de zor, sizi anlıyorum. Hayat tam bir tiyatro olarak yaşanmaya başladı. Siz de mailinizde bu tiyatrodan bahsediyorsunuz, bu tiyatroyu oynuyorsunuz. Yüzünüze gülüp sizi çekiştirenlere gülümsüyorsunuz. Burada kulağınıza fısıldayan sezginize inanacak ve bu kişilerle mümkün olduğunca az görüşerek kendinizi........
