33 can 33 kurşun gibi dağladı yüreğimi 2 Temmuz 2026
33 Can 33 kurşun gibi dağladı yüreğimi…
Madımak Katliamı'nın üzerinden 33 yıl geçti. 33 aydının, yazarın, düşünürün ve semah dönen gençlerin can verdiği katliama ilişkin görüntüler, hala hafızalardaki yerini koruyor.
Cumhuriyet düşmanı selefi irticacı güruhun, otel önünde saatler boyunca toplanmasına göz yumulması, otelin giriş katlarının camlarının kırılıp içine girilerek ateşe verilmesi ve tüm bu olanları kenardan seyreden güvenlik güçlerinin görüntüleri...
Alevlerin oteli sarmasıyla yükselen tekbir sesleri...
Temmuz’un sarı sıcağında Madımak’ta 33 Can’ın göğe yükselişi…
Sessizliğin ortasında zamanın durduğu bir günün gölgesinde kalakaldı koca yürekler... Her Temmuz’un ikisinde, Anadolu’nun kalbinde yarım kalmış bir türkü, canların feryat figanı yükselir göğe. Tam 33 yıldır sönmeyen lakin tütmeyen dumanın ateşi içten içe yürekleri dağlayan o uğursuz yangın… Madımak Katliamı’nın gölgesi düşer insanlığın üzerine. Sivas semalarından Turnalar uçmaz artık; Turnaların kanatları o günün yangınının isiyle ağırlaşmış hatta yanmıştı.
33 yıldır yaşanan bu sızı, ne unutuldu ne de adaletin şefkatli elleriyle sarıldı. O gün Sivas'ta yakılan bu toprakların aydınlığı, özgürlüğü, edebiyatı, ezgisi ve vicdanıydı.
Ateşin Ortasında Kalan Aydınlık
1993 yılının o kavurucu yaz gününde, Sivas’a Pir Sultan Abdal’ın nefesini, hoşgörünün sesini taşımak istemişti aydınlar, şairler ve ozanlar… Gönüllerinde ezgiler, dillerinde dizeler, ellerinde bağlamalarla giden bu güzel insanlar; cehaletin, bağnazlığın ve örgütlü öfkenin karanlığında boğulacaklarını, diri diri yakılacaklarını bilemezlerdi.
Metin Altıok’un kalemi sığındı otelin kuytusuna; ‘Barış güvercini uçsun dünyada’ diyen Nesimi Çimen’in üç telli curası sustu kara dumanların arasında. Hasret Gültekin’in gencecik ömrü en yanık ezgisiyle yarım kaldı; Muhlis Akarsu’nun barış kokan avazını susturdu o kor ateş.
İrticacı güruhun dışarıda yükselen "Sivas laiklere mezar olacak", "Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak" çığlıkları, içeride sadece sevgiyle çarpan yüreklerin masumiyetiyle karşılandı. Saatler süren o kuşatma, devletin ve dönemin siyasi iktidarının adeta üç maymunu oynadığı bir tiyatro sahnesine dönüştü. Ne polis müdahale etti ne jandarma "dur" dedi. İtfaiyenin yolları kesilirken saniyeler, koca bir insanlık onurunu yakmak için geriye doğru saydı. Ve 33 Can, ülkemin masmavi göğüne birer beyaz güvercin gibi yükseldi.
Tıpkı Seyyid Nesimi, Pir Sultan Abdal, Hubyar Sultan, Kalender Çelebi ve o "üç fidan" gibi...
O gün bugündür Turnalar uçmaz oldu Sivas semalarında. Ateş ve duman arasında çırpınan canları görünce terk etti Turnalar o göğü. Sivas bir daha Turnaların........
